ufuk, kuru ağaç

Korona, deprem ve geleceksizlik hissi

Korona günlerinde gelecek hissini kaybetmek en büyük tehlikelerden birisi. Hepimiz büyük bir psikolojik testten geçiyoruz ve “biz” olduğumuzu hissetmezsek daha güçsüz kalacağız

Her zamanın kendine ait kötü yanları vardır, her dönemin iyi ve kötü yanları… İçinde yaşadığımız dönemde en kötü yanın geleceksizlik hissi olduğunu görüyorum. İklim değişikliği, çoraklaşan ve türleri azalan dünya, mültecilerin yaşadıkları, artan işsizlik ve işsizliğin artmasıyla yeniden yükselen gericilik, İstanbul özelinde beklenen büyük deprem ve şimdi de Korona (Corona) virüsü. Hiçbirinin önemini eksiltmeden diyebilirim ki, son ikisi insanın tahammül sınırlarını zorlayacak büyük, negatif potansiyeller içeriyor. Hayatın bizi evimizde, durduğumuz yerde vurabileceği tehlikeler…

Geleceksizlik hissi ve gençlik zamanları

Henüz deprem konusu tetiklenmemişken ve Korona virüsü ortalıklarda yokken, özellikle çocuklar ve ergenler üzerinden geleceksizlik hissini hayal ediyordum. İklim değişikliği ve işsizlik bile tek başlarına hayal kırıcı öğeler. Üzerine onca kötülük gördük bu memlekette. Yaşama sevincinin gün gün kırıldığını gördük. Yetişkin bir insan iyi kötü bunlarla baş edebilir, çocuklar henüz neyin içinde yaşadıklarını anlamayabilir ama kendisine kimlik geliştirmeye çalışan bir genç için bu geleceksizlik hissi gerçek bir canavara dönüşür. Bugün ortaokul lise çağında ya da üniversitede olan gençlere biraz bu gözle bakmak lazım. Evet, birçoğu YouTuber olmak istiyor, çünkü hem görünürde kolay para hem de büyük bir çoğunluk için başka bir çıkış kapısı yok.

Yarını ortadan kaldırırsanız…

Geleceksizlik hisi temelde insanı amaçsızlaştıran bir his. Hayatta her şey devamlılık üzerinden ele alınır. Yarını ortadan kaldırısanız film bile izlemek istemez insan. Bir yerden bir yere gitmek için bile nedeni kalmaz. Hatta insan ilişkilerinde doğru olmaya bile çalışmaz, ki bu da onu potansiyel bir tehlikeye dönüştürür. Henüz hayatın terazisini dengeleyememiş bir insan, hayat ona bir şey sunmadığında kötülük yapmayı kendinde hak görebilir. Her şey düz fırsata dönüşür ve zararlı bir tür gibi önüne geleni biçer gider. Ya da komple içine kapanıp orada hayal dünyasında bir kale inşa eder. Hayat ona dokunduğunda belki orada bile olmaz. Dünyayı buğulu camların ardından görür gibi hareket eder ve yine hem kendisi hem çevresi için tehlikeye dönüşebilir.

Bir hissin esiri olmamak

Korona virüsü haberlerini okumaktan kendimizi alamıyoruz. Hem kendimiz hem çevremiz için tedbirli olmak zorundayız ama alınacak önlemlerin bir yerine de geleceksizlik hissini kaldırmayı yazmak gerekiyor. Yarın yokmuş gibi yaşamak insanın içini boşaltır. Bu büyük bir psikolojik test ve gerçekten nasıl aşacağımı henüz kendim de bilmiyorum. Tek bildiğim bu hissin esiri olmak istemediğim. Ölmek bir hikayenin sonu ve bir son beni o kadar korkutmuyor ama geleceği düşünemeden yaşamak başka bir his. Bundan çıkmanın yolları var ama elbette koşulların tek değişkeni biz değiliz. Yani bu “Ben yaparım, üstesinden gelirim” denince tek başına yapılabilecek bir şey değil.

Ben, bizsiz kurur gider

Bu yüzden kendimizi evlerde izole de etsek, insanlarla iletişimimizi kesmememiz gerekiyor. Telefonla, internet üzerinden vs. ama panik yayarak değil… Ben, bizsiz kurur gider, hepimizin arkadaşlara, dostlara ihtiyacı var, her koşulda… Bir diğer önemli öğe evde de olsak uğraş edinmek. Bizden büyüklerin, analarımızın, babalarımızın eve dayanamamasındaki ana sebebinin eve dair herhangi bir hobileri, uğraşları olmaması diye düşünürdüm. Şimdi iş hayatına vs. alışmış her insan geçerli olabilecek bir durum bu. Kimin ne uğraş edineceğini bilemem. Kimi yazı yazar, kimi oyun oynar, kimi dizi izler… Ama gerçekten zamanın bir bölümünü bir şeylere ayırmak gerekiyor ki devamlılık hissimizi kaybetmeyelim. İnanın sadece müzik dinlemek bile iyi geliyor. Bu cümleleri uzmanmış gibi yazıyosam kusura bakmayın. Evde yaşama üzerine hayli deneyimli bir insanım ama şu anki kıstırılmışlık beni bile yakalıyor.

Dünya dönmeye devam edecek

2020 ne kadar iddialı bir giriş yapsa da gelecek hiçbir yere gitmeyecek. Dünya, hangi varlıklar sağ çıkarsa onlarla dönmeye devam edecek. Belki biz orada olmayız. Sen, ben, o… Ama her insanın varlığı bir zaman camdan cama çarpıp candan cana konan bir yankı gibi devam edecek. Şahsen son düzlükte yanından geçtiğim aynada hala bana benzeyen, içi boşalmamış, kurumamış bir varlık görmek isterim. Kendi yüzümü tanımak… O kadar… Korona virüsü buralara gelmeden önce de bu topraklarda nice kötülükle yaşadık. Zorbalıktan daha kötü değil virüs. Şartlar kötü yönde değişiyor ama bu günlerin geçeceğine inanıyorum. Devamlılığı, gelecek hissini, biz olma hissini koruyun. Diğer değişkenlerin ipleri bizim elimizde olmayabilir ama elimizdekiler olmadan onları nasıl kullanacağımızı da bilemeyebiliriz.

Bu günler geçer, geçecek…

Daha Fazla İçerik
Kahveli Okur’dan dizi tavsiyeleri