Summerset gezi notları

Elder Scrolls Online’da Summerset’in kapıları açıldı. Daedric alemler, Summerset kıyıları, sayfiye yerleri… Gezdim, gördüm, yazdım…

Bodrum’lar, Belgrad’lar, Roma’lar, Fethiye’ler… Havaların ısınmaya başlamasıyla timeline’da tatil parıltıları da yanıp sönmeye başladı. Ülke seçime giderken, bin türlü şey olup biterken birden Summerset’in kapılarının yabancılara açıldığını öğrendim. Eh, pasaportum da var. Almışım 10 yıllık, bir yere gittiğim de yok. Düştüm yola. Düştüm de ne göreyim. Gelen newcomer (yeni gelen-yabancı) diyor, giden newcomer diyor. High Elf’lerin tepeden bakan, ırkçı tipler olduklarını duymuştum da o kibirle burun buruna gelmek pek hoş olmadı. Neyse dedim, atıldım maceraya…

Elder Scrolls Online oynamaya başlayalı iki seneyi geçti sanıyorum. Daha önce Skyrim de oynamışlığım var. İki senedir her yeni duyurunun, videonun altında Skyrim’in devamını bekleyen, “Nerede TES 6” diyen yorumlar görüyorum. Buna karşılık Elder Scrolls Online, burun bükülen bir iş. Eh, herkesin kendi beğenisi tabii ne diyelim. Hoşuma gitmeyen şey şu hiçbir şey beğenmeme hali. Sanki yalnızca moda olan şeyleri övmek gibi bir alışkanlık gelişti. Bu halle TES 6 gelse keyfini çıkartabilirler mi bilemiyorum.

Alternatif yaz tatili

Elder Scrolls Online, geçtiğimiz yıl ilk kez bir DLC değil, expansion, yani genişleme paketi yayınladı. Büyük DLC de diyebiliriz aslında. Bu genişleme paketleri yaz aylarının başına da gelince benim için her sene yaptığım alternatif bir tatilmiş gibi hissetmeye başladım. Dark Elf diyarı Morrowind paketi ile Morrowind haritası açıldı, Battelground modu ve Warden sınıfı eklendi. Planlama dahilinde artık her sene bir expansion bekleniyor. Bu sene de High Elf diyarı Summerset’in kapıları açıldı. Jewelry crafting ve Psijic Order Skill Line eklendi. Morrowind oyun mekaniği açısından daha değerli bir içeriğe sahipti ancak Summerset’in de ana hikayesinin çok güzel olduğunu söyleyebilirim. Zaten Elder Scrolls Online’ın en büyük artısı işin hikaye altyapısının (lore) çok kuvvetli olması. Ben de bu hikayeye Inerar isimli karakterimle katıldım. Kendisi bir Magicka Templar. İsmini ise yazmakta olduğum ve bitirmeye pek niyetimin olmadığı (nasılsa okuyan yok) roman projemdeki ana kahramandan alıyor. Keza annesi Ruvv’u da oyunda bir karakter olarak oynamaktayım.

Dört Daedric Prens karşımızda

Inerar ile Summerset’e geldiğimde bir kez daha yolumu Razum-dar ile kesişti. Razum-dar, Kraliçe Ayrenn’in gözü olarak geçen bir Khajiit yani kedi adam. Khajiit’lerin hepsinin aksanı ayrı güzel. Kendilerinden hep “this one” diye bahseden bir diller var. Hırsızlar, aşırıcılar. Razum-dar beni hikaye boyunca yönlendiren isimlerden birisi. Bir diğeri Valsirenn. Bir Psijic Order büyücüsü. Bu Psijic Order grubu Arteum isimli yeri yurdu bilinmeyen gizli bir adada takılıyorlar. Bana Assos’u hatırlatan bir mekan Arteum. Aslında hiç benzemiyor ama tepeden denize bakınca aynı hissi alıyorum. Büyülü mekan işte akıl mı erer! Valsirenn ve Razum-dar ile birlikte Summerset’in tehlike altında olduğunu fark ediyoruz. Tuhaf işler dönüyor memlekette. Daedric işler! Daedra! Biraz Elder Scrolls oynadıysanız bu ismi duymuşsunuzdur. Bu dünyada 17 ölümsüz Daedric Prens var. Prens dediğimize bakmayın, kimisi kadın. Bunlar ölümlüleri sallamayan, pek değer vermeyen kutsal varlıklar. Öğreniyoruz ki bunların üçü bir araya gelmiş. Mephala, Clavicus Vile ve Nocturnal. İşte benim için hikayenin en güzel tarafı burada. Her birinin kendine ait bir alemi (realm) var ve biz bu üç alemi de ziyaret ediyoruz. Hikaye ilerledikçe aslında bu üçlü ittifağın çok da sağlam olmadığını ve yeraltında bir savaşın döndüğünü de öğreniyoruz. Ne olursa olsun planlar Tamriel (Elder Scrolls dünyası) üzerine ve Summerset’ten başlayarak Tamriel’i ele geçirmeyi hedefliyorlar. Derken işin içine bir de Meridia giriyor. Işığın prensi ancak adına bakmayın o da o kadar güvenilir değil. Yine de bize yardım ediyor. Gerisini anlatmayalım ama şunu ekleyelim: Tamriel gözüyle ilk kez bir Sload (altta, resimde) gördüğümde tuhaf bir heyecan hissetti. Oyunun eski, tarihte kalmış bir varlığını bir mağaranın derinliklerinde, bir yarın ötesinden gördüm. Vay arkadaş dedim. Birkaç saat sonra da öldürdüm. Gönül isterdi ki türler, kültürler yok olmasın ama işte oyun…

 

Gezilecek yerler

Elder Scrolls Online’da ne zaman dungeon, günlük görev gibi işlerden sıkılsam kendimi bir hikayenin içine atarım. Çünkü oyunda hikayeler çok geniş bir keşif alanı gibi ve sizi birbirinden güzel yerlere götürüyor. Summerset ile şu ana kadar yaptığım en keyifli yolculuklardan birisini yaşadım. Adanın kendisi de pek güzel. Beyaz taş yapılar, rengarenk ağaçlar, nefis kıyılar. Bazen diyorum, “bak bu koy arka tarafta, buraya daha az insan gelir”. Bazen bir Summerset türküsü patlatıyorum, bazen ağaçlar altında uyuyorum. Yani bunlar olmayan yetenekler ama -mış gibi hayal edebiliyorum. Volkanik bir ada olan Morrowind’e göre Summerset gezmek için daha ideal. Özellikle akşamları da ayrı bir güzelleştiğini söyleyebilirim. Tarhi High Elf yapılarını görmek isterseniz Shimmerene’ye mutlaka uğrayın. Sokaklar biraz dolambaçlı, vakit ayırın. Kibirli bakışlara aldırmayın. Kuzey tarafında daha güzel plajlar var, güneyde ise tepelerde piknik yapabilirsiniz. Meyve ağaçları toplarken Indrik’lere dikkat edin, toslayabilirler.

Velhasıl, siz hala yeni Skyrim bekleyen arkadaşlar, yeni Skyrim’e kimse hayır demez ama Tamriel yaşamaya devam ediyor. Yolunuz Summerset’e düşerse, Alinor tarafına gelin, Rigut’un kahvesinde bir kahve içelim. Alinor kahvesi ile meşhurdur!

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir