High Level: Rob Sheridan çizgi romana el atarsa…

Özellikle müzik piyasasında yaptığı tasarım işleri ile tanınan Rob Sheridan, High Level isimli çizgi romanı ile yeni bir dünyaya adım atıyor

Rob Sheridan, komple bir sanatçı. Özellikle Nine Inch Nails için yaptığı işlerle tanınıyor. Grubun çok uzun zamandır sanat yönetmenliğini yapan Rob Sheridan’ın, albüm kapağı tasarımlarından, sahne dekorlarına kadar birçok görsel tasarımın altında imzası bulunuyor. Hatta iki konser DVD’sinin altında yönetmen olarak Rob Sheridan imzasını bulabilirsiniz. Grupla birlikte sahneye çıkıp o kaosun içinde çok başarılı bir şekilde yaptığı sahne-üstü kayıtları da var. Sadece Nine Inch Nails’le çalışmıyor elbet. Örneğin çok sevdiğim The Black Queen‘in Ice to Never klibi de Rob Sheridan imzalı. Uzun yıllardır piyasanın içinde olan Rob Sheridan’ın internet sitesinden yaptığı işlere bakabilirsiniz. Sheridan’ın güzel bir yanı da Twitter hesabı üzerinden zaman zaman yaptığı işlere dair fikirlerini paylaşması. Grafik tasarımı ile uğraşanlara takip etmelerini tavsiye ederiz.

70’lerin bilimkurgusu, 80’lerin siberpunk’ı

2019 Şubat ayında Rob Sheridan’ın adını bu kez bir çizgi roman kapağında gördüm. Vertigo etiketli High Level‘da Sheridan, tahmin ettiğinizin aksine çizerlik değil, yazarlık yapıyor. Çizgi roman çizerliğinin ayrı bir sanat olduğunu, bu işi yapan kişilerin ayrı bir yetenek sahibi olduğunu belirten Sheridan, zaman açısından da onlar kadar hızlı olamayacağının altını çiziyor. Vertigo, Sheridan’a uygun, halihazırda yaptığı işleri seven, takip eden sanatçıları (Barnaby Bagenda ve Romulo Farjado, Jr) bularak doğru bir kimya ortaya koymaya çalışmış. High Level’da güncel çizgi romanlara benzemeyen daha nostaljik bir doku ortaya çıkarılmaya çalışılmış. 2000 AD, Heavy Metal ve Moebius gibi çizgi romanlar esinlenilenilen işler olarak aktarılıyor. 70’lerin bilim-kurgusu ve 80’lerin siberpunk çizgileri br hedef olarak ortaya konmuş. Bugün itibariyle altı sayısı yayınlanan High-Level, geleceği anlatan bir çizgi roman olmasına rağmen, geçmişe ait bir hava da taşıyor. Gelelim High Level’ın hikayesine…

Ana karakterler tam isabet

High Level, iki ana karakter içeriyor. İlk karakterimiz Thirteen, mor, punk saçlı eli silah tutan karizma bir ablamız. Sert ama aynı zamanda içten içe duygusal bir kadın Thirteen. Salt erkek egosu için tasarlanmamış. Onida isimli periferide kalan bir bölgede yaşıyor. Yetenekleri dahilinde görevler alarak hayatını sürdürüyor. Bir de yanında Ezra isimli uçan bir robotu var. İlk sayıda Black Helix isimli bir organizasyonun bir kız çocuğunu aradığını görüyoruz. Onida’da bir barı basarak otoritelerini gösteriyorlar. Thirteen, her nekadar belaya bulaşmak istemese de, bela gelip onu buluyor ve bir arkadaşı, bu kayıp kız çocuğunu Thirteen’e teslim ediyor. Tabii ki, bu Thirteen için yine bir iş. Minnow isimli bu çocuk, sadece bir teslimat; ama yol arkadaşlığı nasıldır bilirsiniz. Birçok hikayede yolda her şey değişir. Hayata bakış, yanındakine bakış, kendine bakış… Burada da öyle olacak…

Hayal ülkesine yolculuk

Minnow, özel bir çocuk, özel güçlere sahip bir proje çocuk. Thirteen’in görevi onu High Level denilen yere teslim etmek. High Level ise adı üstünde, bu çok uzak gelecekte yine refah içinde yaşayanların bulunduğu bir bölge. Bir hayal ülkesi. Minnow’un güçlerinin ne olduğunu hikaye içinde öğreneceksiniz. Oraya bulaşmayalım. Thirteen ile Minnow, Black Helix’in gölgesinden uzak durmaya çalışarak High Level’a varmak üzere yola çıkıyorlar. Minnow’un saçları kesilerek bir oğlan çocuğuna benzetiliyor. Sonrası bu çatık kaşlı kadın ile ne yapacağını bilemeyen, kendi geleceğinin hayalini kuramayan çocuğun yolculuk hikayesi.

Feminen bir dil

Hihg Level, bana bir çizgi romanda atmosferin, renginden çizgisine yapılan tercihlerin ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. Hikayesini üstünkörü okuyup geçtiğimz çizgi romanlarda renklendirme, çizerlik yapan sanatçıların da kendi sözleri olduğunu hatırlatıyor. High Level, hikayesi için çok ayrı bir yerde diyemeyeceğim bir çizgi roman. En azından şimdilik; ama içten içe dokunaklı bir yapısı var ve karakterleri çok sevebiliyorsunuz. İşin ilginç yanı ise Rob Sheridan, bir erkek olmasına rağmen hayli feminen bir dil kullanmış. Ne var canım bunda diyebilirsiniz. Öyle de olabilmeli, itirazımız yok. Hikayenin renklerine, yapısına da tersi uymazdı. Tersi yapılsaydı, Thirteen, yalnızca maskülen, silahlı bir kadın olsaydı, işte o zaman renklerine, çizgilerine rağmen ana-akım çizgi romanlardan çok farkı kalmazdı. High Level, hem bilimkurgu, siberpunk seven hem de maskülen anlatımlardan uzak durmak isteyenler için oldukça güzel bir tercih. Rob Sheridan kardeşim, eline sağlık 😉

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir