gökyüzüne bakan adam

Kova Çağı: Havalar bir değişik esecek!

Satürn ve Jüpiter’in Kova burcuna geçişiyle Kova Çağı başlıyor. Değişim rüzgarlarının eseceği bu 20 yıllık döngüde, kanıyla, canıyla insanı denkleme oturtmak hepimizin sınavı olabilir.

Gerçekliği farklı bir şekilde algılayacağımız bir döneme giriyoruz. Satürn ve Jüpiter, Kova Burcu’na geçtiler. Bugün itibariyle de kavuşumları gerçekleşti. 20 yıl sürecek yeni bir döngünün başlangıcındayız. Bu yazıda; bu geçişi yorumlayarak önümüzdeki sürecin, bize neler getirebileceğini anlatmaya çalışacağım. Kısıtlanmaların getirdiği yalnızlık, yoksunluk gibi hisler ve deneyimler; bizlerin artık daha önce kafamızı çevirmediğimiz yollara bakmamıza sebep olacak. Kolektif düşüncenin, kolektif özgürlük düşüncesinin daha sıcak bakılacağı, yeniden su üzerine çıkacağı bir dönem bizi bekliyor. Yaşadığımız içe dönüş, bazı düşünce kalıplarının bayatladığının farkına varmamıza sebep oldu. Artık temiz havayı, bireyin değil herkesin faydasını sezinleyen bir bilinç uyanıyor.

Kova: Sezgisel, elektromanyetik, evrensel

İki gezegenin Kova Burcu’na geçişini anlamak ve yorumlamak için önce Kova Burcu arketipini kısaca yorumlayalım. Kova, çok sezgisel, elektromanyetik bir yapıya sahip olup pratiğe dökülmemiş bilgilerle doludur. Çeşitliliği kucaklar, farklı kültürlere, farklı inançlara çok açık, evrensel bir burçtur. Yatay, dikey, zamana, türe, ırka ait her türlü sınırları kendi görüsünde sıfırlayan bir noktada durur. Aydınlanmanın, bilinci yükseltmenin peşindedir. Tam bir özgürlük, onun nihai hedefidir. Özgürlüğü ve seçim gücünü savunur ama bunların birlikte hareket etmeden gerçekleşmeyeceğini bilir. Bu yüzden her zaman fikir üretme ve kendi doğrusunu savunma halindedir.

İnsanı denkleme oturtamamak

Bu durumun gölge yanı ise eksantrik olması, duygulara olan mesafesi ve görece duygulardan yoksunluğudur. Bu gölge yan da insanın fanatik, cümlelerinde ısrarcı, bağımsız, bencil, soğuk bir görünüme sokup garip fikirlerin içerisinde kaybolmasına sebep olabilir. Fikrin içine insanı, insanî duyguları ve zaafları oturtamayabilir. Bu söylediklerimizi Kova Burcu yorumu olarak değil, önümüzdeki süreçte herkesin geçeceği ruh hali ve deneyim olarak yorumlayabilirsiniz. Tabii insanı çıkarttığımız denklemde, teknolojik gelişmeler ön plana çıkabilir. Hatta insansız araçlara dair teknolojilerde gelişmeler bekleyebiliriz.

Genişleme ve daralma

Peki, Satürn ve Jüpiter neleri temsil eder? Burayı anlatalım. Jüpiter; kabaca genişlemeyi, umutları ve iyimserliği temsil eder; şansın gezegenidir. Genişlemeyi, yayılmayı, fırsatları temsil eder. Jüpiter’in Kova Burcu’na geçişini düşündüğümüzde yeni buluşlardan, yeni fikirlerden, özgürleşmek; bireyselleşmek adına yeni adımlardan söz edebiliriz. Gölge yanı ise fikirlerde dağınıklık olabilir. Aynı anda çok fazla çok şeye ilgi duymak gibi… Satürn ise akla gelebilecek her şeyi bir şekle sokmak ile ilgilidir. Jüpiter’den genişleme anlamını çıkartırken Satürn ise tam tersi daralma anlamı getirir. Bu karşıtlık; hem bir çatışmayı getirir hem de o çatışmadan ortaya çıkacak bir inşa süreçleri görebiliriz.

Aynaya bakış ve değişenler

Bütün bunları bir araya getirdiğimizde, nasıl bir hava soluyacağımıza bakalım: Satürn son üç yılda ‘Oğlak Stelyumu’ndan geçti. Bu üç yıl içinde daralmalar, eksilmeler, kayıplar yaşadık. Bir içe dönüş süreci yaşadık. Kalıplara, kurallara takıldık. Kurallara göre yaşamak zorunda kaldık. Psikolojimiz çok zorlu bir testten geçti. Üzerimize yapışmış birçok çürümüş şeyin altında ezildik. Belki de dünyayı hiç bu kadar eski kafalı hissetmemiştik. Şimdi, bu yalnızlık hissiyle birlikte bu iklimde daha fazla dayanamayacağımızın farkındayız. Kendimizi kandırmak için kullandığımız bireysel arzularımızın nesneleriyle aramızdaki bağlar koptu. İnkâr edilemeyecek gerçeklerimize baktık aynalardan. Şimdi ise elimizde bir bezle o aynayı temizleyerek o aynaya başka bir gözle bakmak istiyoruz.

Kovanın sınavı bizim sınavımız

Üzerimize yapışan çürümüş maddeleri, yeni fikirlere dair sezinlemelerin havada süzülen parçacıkları çözecek. İstesek istemesek de bir değişim süreci başlıyor. Kova Çağı olarak adlandırdığımız bu dönemde eski düşüncelere saplanıp kalmak bize daha fazla çürüme ve acıdan başka bir şey getirmeyecek. Demek istediğim, herkesin eline bir bez alıp kendisine baktığı aynayı temizlemesi ve ona gerçekçi gözlerle bakması gerekiyor. Kova arketipi, Satürn ve Jüpiter… Üçünü yan yana koyduğumuzda bize özgürlüğün, kolektif bir yolla geleceğini gösteren bir harita ortaya çıkıyor. Yani aynaya baktığımızda insanı, toplumsal bir varlık olan insanı görmek gerekiyor. Ortalama olanı da kucaklayan, zaafları da anlayabilen bir bakış, Kova arketipinin bu geçiş dönemindeki testi olabilir. Doğal olarak da hepimizin.

Daha Fazla İçerik
Bu filmler daha güzel bir dünya için