watchmen sister night

Watchmen: Sert bir dünyada maske, travma ve ego!

Tek sezonluk planlanan Watchmen, bol şiddetli bir ortamda, maskeli, travmalı ve yüksek egolu insanların savaşını anlatıyor

Kült kabul edilen bir yapım, yıllar sonra dizi olarak duyurulunca doğal olarak beklentiler yüksek, kanaatler ise tartışmalı oldu. İlk olarak 1986 yılında bir çizgi roman serisi (DC Comics) olarak varlık bulan Watchemn, 2009 yılında da Zack Snyder yönetmenliğinde sinemaya uyarlanmıştı. Aradan 10 yıl geçtikten sonra bu kez bir HBO dizisi olarak karşımıza çıkan Watchmen, izleyenleri ikiye bölse de genel olarak olumlu tepkiler aldı. Katmanlı, bol karakterli ve grifit yapısı sebebiyle Watcmen’in her üç hali de kolay ele avuca sığmayan, ilgi, dikkat isteyen işler olarak karşımıza çıkıyor. İlk sezonunu arkasında bırakan dizi, özellikle bölümler ilerledikçe sunulan cevaplarla ilk göründüğünden daha potansiyelli bir hale büründü. Tek sezonluk planlanan dizinin ikinci sezonunun öyle ya da böyle çekileceğini tahmin ediyorum ama şu aşamada henüz ortada bir onay yok. Hikaye şimdilik kapalı.

İki taraf da maskeli

Watchmen, çok sayıda süper kahramanın olduğu, gerçekten farklı bir tarihe sahip bir dünyada geçiyor. Amerika, tanrısal güç, mavi adam Dr. Manhattan’ı kullanarak Vietnam Savaşı’ndan galip çıkarken, Vietnam da uzak bir Amerikan Eyaleti’ne dönüşüyor. Çok sayıda suçlunun cirit attığı Oklahoma’da polisler de maske kullanarak kimliklerini gizliyor. Bu sayede aileleri ve kendileri  tehdit altında olmaktan kurtuluyor. Böyle bir ortamda birden Yedinci Süvari isimli sağcı, ırkçı beyaz Ku-Klux-Klan örgütü yeniden harekete geçerek bir tehdide dönüşüyor. Kötü ana karakterlerin ortak yanı ise yüksek egoları! Dizinin hikayesi bu sacayağı üzerinde geçerken 2009 tarihli filmde de var olan Adrien Veidt, Laurie Juspeczyk (Blake) ve Dr. Manhattan gibi karakterler de bu yeni dünyada yeni misyonlarla karşımıza çıkıyor.

Her maskenin ardında bir travma yatıyor

Watchmen’in temel olarak siyah-beyaz ırkçılığını işlediğini söyleyelim. Dizide karakterlere dair tercihler de buna göre yapılmış. Irkçılık üzerine bir hikaye anlatılırken, çok büyük laflar da edilmiyor, klişelere tutunan bir yapı da ortaya konmuyor. Irkçılık daha çok kötücül şiddetin kabul edilmiş hali gibi ortada mevcut duruyor. Dizinin düşünsel anlamda en iyi ortaya koyduğu şeyin, her süper kahramanın stil tercihinin ardında bir travma olduğunu anlatması. Normal bir insan neden maskeye ihtiyaç duysun ki? Travma ve maske üzerinden korku, acı, öfke gibi toplumsal maskelerimizle sakladıklarımıza da göndermeler yapılıyor. Tabii bu durum, süper kahramanların insansılaşmasını da sağlayan bir etken. Ki, kötü bir şey değil.

Acele etmeden, mesafeyi koruyarak

Watchmen’in senaristleri, hikayeyi hiçbir şekilde aceleye getirmiyorlar. Dört-beş bölüm olayları anlamakta biraz zorluk çekerek bu mesafeli ve ciddi diziyi izliyoruz. Son üç-dört bölümde ise bütün taşlar yerine oturuyor ve bize gösterilen sahnelerin anlamlarını okumaya başlıyoruz. Benim için işin güzel yanı da bu ciddi, seyirciye sempatik görünmeye çalışmayan yapısı ve Watchemn’in karanlık, ağır ve tekinsiz havasından uzaklaşılmaması. Bu yazıyı yazmadan önce bazı yorumlara da göz gezdirdim ve özellikle işin içine aşkın girmesiyle dizinin bozulduğu vs. tarzı yorumlar da okudum ama katılmadığımı belirteyim. Spoiler vermemek için isimleri yazmayalım ama ana aşk hikayesinde ikilinin masadaki muhabbetinde diyaloglar çok da güzel yazılmış. Belki aksiyondan uzaklaşmak izleyenleri sıkmıştır, bilemiyorum ama gayet özel bir bölüm olduğu düşüncesindeyim.

Eleştirilere bakmayın, müzikleri de dinleyin

Tek sezonluk planlamasıyla dokuz bölümde hikayesini anlatan Watchmen, detaylara önem veren, ciddiyetle ortaya konmuş bir yapım. Belki alıp götüren, sersemleten bir hikaye ortaya konamamış ama hem eskiye ve çizgi romanlara göndermeleri hem de içerdiği özel, farklı anlar sebebiyle sevdiğim bir dizi oldu. Dizinin müziklerini Trent Reznor & Atticus Ross ikilisinin yaptıklarını da ekleyeyim. Tabii araya bazı klasik atmosferli şarkılar da eklenmiş. Dinledikçe güzelleşen Trent Reznor & Atticus Ross yapımı soundtrack albümü dinlemenizi tavsiye ederim. Şuraya da bir örnek bırakalım. İzlemeye dizi arıyorsanız Watchmen’i es geçmeyin. Yüksek beklentiyle oturmayın ama anlamsız gergin eleştirlere de bakmayın. İlerledikçe içine çekileceğiniz, tuhaflıklarla dolu, sert, soğuk ama ayrıntıda zengin bir hikaye izleyeceksiniz…

Daha Fazla İçerik
Bir Industrial müzik rehberi denemesi