The OA nereye gidiyor?

İlk sezonda etrafında döndüğü kutuyu ikinci sezonda açan The OA’in iki sezonu arasında temel farklar neler? Dizi nereye gidiyor?

Dikkat: spoiler içerir. İlk sezon ve ikinci sezon değerlendirme yazısıdır…

Brit Marling ve Zal Batmanglij’nin ortak projesi The OA’in ilk sezonuna başladığımda dizi hakkında çok fazla şey bilmiyordum. Konusuna bile bakmamıştım. Bir şekilde, arkadaşımla otururken hadi şuna bir bakalım dedik ve başladık. Herkese söylediğim üzere, ilk bölüm biraz sıkıcı aslında. Öte yandan dizi, gerçek anlamda hikayesine ilk bölümün 40- 45. dakikasında giren jeneriği ile başlıyor. Evet jenerik, ilk bölümün sonlarında giriyor. Prairie, bir zamanlar isminin Nina olduğu çocukluk hikayesini anlatıyor. O girişle birlikte tamam diyorsunuz, burada bir şeyler dönüyor.

Merkezinde sevgi var

İlk sezonunun her bölümünün sonunda diziye daha çok bağlanıyorsunuz. İlk sezonu bitirdiğimde dizinin senaryosunun oldukça orjinal olduğunu düşünmüştüm. Daha önemlisi dizinin merkezinde sevginin yer aldığını. Özellikle Prairie’in topladığı beş gencin hikayesi, bütün gençlerin hikayesi gibi. Hepsi görünürde gayet sağlıklı, düzenli hayatlar yaşarken karınlarında anlatamadıkları sıkıntılar da taşıyorlar. Steve, Buck, Alfonso ve Jesse de öyle. Steve’in baskın ebeveyni, Buck’ın cinsel kimlik problemleri, Alfonso’nun üzerindeki başarı baskısı ve erken yaşta aldığı sorumluluklar ve ebeveynleri hayatta olmayan Jesse’nin devasa yalnızlığı… Dizi bu dört genç ve öğretmenleri BBA üzerinden gençliğe onları anlayan, yüksek empati kuran bir bakışa sahip. Hala da öyle ama bir şeyler de değişti…

Final sahnesine bakış

İkinci sezona geçmeden birinci sezon final sahnesine dair fikrimi de söyleyeyim: Sadece Youtube’da final sahnesini izlerseniz bu ne saçmalık diyeceğiniz bir sahne, kuşkusuz. Diziyi tamemen izlediğinizde ise şöyle bir yorum ortaya çıkıyor: Prairie, ne kadar kendi hikayesini anlatırsa anlatsın, gençler o hareketleri, kendi dünyalarında bir canavarla karşılaştıklarında yapıyorlar. Soğuk acımasız canavar, Hap yerine bir silahlı saldırgan olarak ortaya çıkıyor. O sahneye bu açıdan bakmak lazım.

Az önce çaresizdiniz!

Baştan söyleyeyim The OA’in ikinci sezonunu da keyifle izledim, beğenmediğimi söylemeyeceğim ama kafam da biraz karıştı. İkinci sezonda (ya da adlandırdıkları üzere ikinci kısım), senaryoyu yazarken çok ama çok cüretkar davranmışlar. İlk sezonda da radikal noktalar vardı ama birçoğu beklenmedik bir anda karşımıza çıkıyor ve gözlerden uzak bir yerde gerçekleşiyordu. Bu kez sanki o zincirleri kırarak yazmışlar hikayeyi. İlk sezon gizemle etrafında dolandıkları kutuyu açmışlar diyelim. Şuradan bakalım: İlk sezonda her şey sona erdiğinde Prairie’nin anlattıklarının gerçek olup olmadığını hala kısmen düşünüyorduk, bu kez bize böyle bir kapı bırakmıyor hikaye. Eh, belki böyle olması da gerekiyordu ama mesela paralel evrende medyum olan bir Nina’ya ne kadar ihtiyaç vardı? Ya da rüya şirketine ve bir bulmaca şeklinde dizayn edilen eve? Kötü kararlar mı, bilmiyorum işte! Bulmaca ev sahnelerinde sıkıldığımı biliyorum. Hikaye çaresizliklerden bir anda oyun oynamalara sıçradığında aradaki bağların gevşek kaldığını hissediyorum.

Sadelikten süslülüğe

Bir soru daha soralım o halde? Dedektif bu dizide ne yapıyor? Ev dedektifi çağırıyor ama neden? Belki cevabını üçüncü sezonda bulacağız. Belki dedektif, geçidin koruyucusu gibi bir şey olacak ama dizide evle ilgili her şeyin bana “fazla” geldiğini söyleyebilirim. Hikayeyi sadelikten çıkarıp süslü bir formata taşımış. The OA birinci sezonu böyle süslü değildi. Belki bu sezon birçok izleyiciye daha güzel gelmiştir, neticede daha görkemli sahneler içeriyor ama beni biraz arada bıraktı. En sevdiğim bölümler gençlerin ağırlıklı olduğu iki bölüm oldu diyebilirim. Peki, kutu açıldı. Şimdi The OA üçüncü sezonda nereye gidecek? Merakla ve ortalama üstü keyifle izlemeye devam edeceğimden eminim ama ilk sezonun sadeliğini de özleyeceğimi düşünüyorum. Umalım, bu süslü açılımlar, daha doygun bir hikayenin zeminini oturtmak için olsun. Eleştirdiğime bakmayın, yine seviyorum = )

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir