Boş sandalye, siyah beyaz

Ölmemek yeterli değildi, yaşamak da gerekiyordu!

Colson Whitehead’in yalın ve sert bir dille ırkçılığı işlediği romanı Nickel Çocukları, karanlığın ve kötülüğün insan hayatı üzerindeki kalıcı izlerine de dikkat çekiyor

Bir toplumda kötülüğün izlerini takip etmek pek göründüğü kadar kolay değildir. Özgürlüklerin daha fazla olduğu dönemlerde bile kötülük sinsi sinsi bir yerlerde zamanını bekler. Geride kaldı dediğiniz şeyler, döner dolaşır yeniden hortlar. Özgürlükler karın ağrısı gibidir bir kesim için. Yasa çıkar ama toplum, o yasayı belki de hiçbir zaman içine sindirmez. Bu dünyanın her yerinde böyledir. Irkçılığın, gericiliğin tüm dünyada yeniden yükseldiği bir dönemden geçerken, kötülüğün damarlara nasıl yerleştiğini anlatan edebi eserler de ayrı bir önem kazanıyor. Amerikalı yazar Colson Whitehead’in Nickel Çocukları (Siren Yayınları) isimli romanını bu gözle okudum. Whitehead, yalın bir dille ve sıkı bir kurguyla sert gerçekleri ortaya koyuyor. Başka bir okula ait gerçeklere dayansa da kurmaca bir eser Nickel Çocukları; ama anlattıklarının gerçekliğini çoktan tanıyor olduğumuzun farkındayız.

Okul arazisindeki mezarlar!

Nickel Çocukları, Nickel isimli bir ıslah okulunu ve orada yaşanan, özellikle siyahi çocuklara yönelik cezalandırma ve baskıyı anlatıyor. Her şey bir arkeolojik kazı sonucunda ortaya çıkan iskeletlerle başlıyor. Bir ıslah okulunun arazisindeki mezarsız iskeletler! Kitabın sonunda Whitehead’in de belirttiği üzere, 2014 yılında Dozier Erkek Çocuk Okulu isimli bir okulda böyle bir olay yaşanmış. Whitehead de bu raporla birlikte başka kaynaklardan da yararlanarak Nickel Çocukları’nı oluşturmuş. Irkçılığı, kötülüğü, baskıyı anlatırken adalet duygusu için de merkeze Martin Luther King’in sözlerini yerleştirmiş. Kitabın ana karakteri Elwood Curtis, çocukluğunda yalnızca tek bir plağa sahiptir; o da Martin Luther King’in konuşmalarını içeren bir plak. Roman ilerledikçe Elwood’un mayasını o sözlerin oluşturduğunu hissediyorsunuz. Adalet ve eşitlik duygusunu hiç yitirmeyen, dirençli bir siyahi genç!

Dozier Erkek Çocuk Okulu, 1936. Arka planda görülen beyaz yapıya tıpkı romanda olduğu gibi Beyaz Saray deniliyor.

Ne kadar zor olsa da sizi seveceğiz

Sert, acıması olmayan dünyada Elwood, Martin Luther King’in şu sözlerini aklına, vicdanına kazıyarak yaşar;

Bizi hapse atmanıza rağmen sizi seveceğiz. Evlerimizi bombalamanıza, çocuklarımızı tehdit etmenize rağmen, ne kadar zor olsa da sizi seveceğiz. Kukuletalı saldırganlarınzı gecenin bir yarısı mahallelerimize göndermenize, bizi sürüklemeyerek evlerimizden çıkarıp ıssız yollara götürmenize ve öldüresiye dövüp bir kenara atmanıza rağmen sizi seveceğiz. Şuna hiç kuşkunuz olmasın; sizi acı çekme yetimizle bitap düşüreceğiz ve bir gün özgürlüğümüzü kazanacağız.

Martin Luther King

Kötülüğün kucağına düşmek

Peki ama dünya sizin varlığını nasıl kabul edecek? Adalete, eşitliğe olan inancınızı böylesine kötü bir dünyada nasıl koruyabilirsiniz? Nefretin ve öfkenin tuzaklarına karşı mayanızdaki direnç sizi ne kadar ayakta tutabilir? Elwood, umutları olan bir gençken beklenmedik bir şekilde Nickel Islah Okulu’na düşünce, dünyanın da zemini değişiyor. Dışarıda özgürlük eylemleri yapılırken, yasalar değiştirilmeye çalışılırken, Elwood, kötülüğün en ham halinin yaşadığı bir okula düşüyor. Nickel, yalnızca siyahilerin olduğu bir okul değil, beyaz çocuklar da bu okulda ıslah ediliyor ve siyahiler kadar olmasa da onlar da kötülükten nasiplerini alıyorlar. Elwood, Nickel’de hayatın en sert yüzü ile karşılaşırken, dışarı ile olan bağı da gün geçtikçe zayıflıyor.

Hayat devam ediyor ama nasıl?

Yine de Elwood, içeride arkadaşlar ediniyor. Turner, Desmond, Jaimie… Hayat devam ediyor. Kırbaçlara, yaralara, ölümlere rağmen devam ediyor. Nickel’de ya da sonrasında tüm bunların geçip gitmesinin işin yalnızca bir yanı olduğunu anlıyoruz. Hayatta çok büyük kötülüklerden kurtulabiliriz ama o kötülük, o karanlık, bizi hayatımızın sonuna kadar takip eder. Karanlık da maruz kalanın karın ağrısı olur. Ölmemek yeterli olmaz, o karın ağrısıyla, kramplarla da yaşamak gerekir. Doğrunun, hakkın, adaletin ne olması gerektiğini herkes bilse de kötülükle iktidar elde eden, o konumunu korumak için o karanlığı sürdürür. Nickel Çocukları’nda bunlar köleleri güneşte bekleten adamların beyaz çocuklarıdır. Onlar ve onların çocukları bu yöntemi unutmadığı ya da başkaları bu zinciri kırmadığı sürece kötülük yaşamaya devam eder.

Biliyoruz işte, bilmez miyiz ya, bu dünyanın her yerinde böyledir…

* Not: Başlık olarak kullandığımız sözler kitabın içinde birebir yazar tarafından kullanılan sözlerdir. Bkz. sayfa 203.

Nickel Çocukları
Colson Whitehead
Çev: Begüm Kovulmaz
Siren Yayınları, 2019
216 Sayfa
Daha Fazla İçerik
Diğer Evrenin Senaristi: Olmayanın hep orada olduğu bir hikaye!