Muhafazakar ailelerin çocuklarına ettikleri…

Muhafazakar aile yapısının çocuklar üzerindeki etkilerini işleyen Die Stropers (Hasatçılar), yetişkinlerin ideallerinin çocukların taşıdığı saf sevgiyi nasıl ezdiğini gösteriyor

Dikkat: Özellikle sevgi- nefret ilişkisi başlıklı üçüncü paragraf spoiler içerir.

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyaya düşen bir video, muhafazakar ailelerin çocularına yaklaşımını bize acı bir şekilde göstermişti. Seçim gecesi, tuttukları partinin geride olduğunu gören bir çocuk ağlarken, annesi kızına “fetih suresi oku, tekrar bize dönecek” diyordu. Aynı zamanda video kaydı alan anne, belli ki tarafını gösterme niyetindeydi. Videoyu izlediğim anda aklıma gelen düşünce “çocuklarını sevmiyorlar” düşüncesi idi. Çok değil birkaç gün sonra 38. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde, Die Stropers (The Harvesters / Hasatçılar) isimli, Ettienne Kallos imzalı bir film izledim. Bu kez muhafazakar hristiyan bir aile resmedilirken, ortaya konan görüntü de çıkan sonuç da aynıydı. Muhafazakar ailelerin çocuklarını dünyanın her yerinde tutsak bireyler olarak yetiştirdiklerini düşündüm. Elbette filmdir, abartıdır diyebiliriz, ama elimizde sosyal medyaya düşen gerçek versiyonları da var, duyduğumuz haberler, tanık olduğumuz gerçekler de var. Biz şimdi bir filme bakalım önce.

Saf sevginin ezilişi

Die Stropers, Güney Afrika’nın kırsalında Afrikaner dediğimiz, Afrika’yı vatanı sayan beyazları konu ediniyor. Bugün, Güney Afrika’da beyazlar eskisi kadar güçlü değiller. Azınlığa dönüşen Afrikanerler, Avrupa’da göçmenlerin yaşadığına benzer sorunları tersten yaşıyorlar. Die Stropers’da da kırsalda yaşayan muhafazakar bir ailenin hayatta kalma mücadelesini izliyoruz. Hayatta kalma derken; aslında ekonomik anlamda her şeyleri var ama yaşadıkları coğrafya, dine dayalı yaşam şekli ile birleştiğinde, katılaşma uç bir boyuta ulaşıyor. Die Stropers, muhafazakar aile yapısının farklı çocuklar üzerindeki etkilerini gösterirken, yer yer cüretkar bir dil de kullanıyor ve nihayetinde çocukların taşıdığı saf sevgiyi nasıl  ezdiğimizi de gösteriyor. Dört çocuklu aile, evsiz bir çocuk evlat edinerek beş çocuklu bir aileye dönüşüyor. Çocukların üçünün yaşları ufak. Ağabeyleri konumundaki Janno’dan, yeni gelen, yaşıtı Pieter’e kalbini açması isteniyor. Hikayenin ana çatısı da bu ikili üzerinde kuruluyor.

Pieter ve Janno

İki farklı kardeşin sevgi – nefret ilişkisi

Janno muhafazakar yetişmiş bir çocuk, kendisi gibi dindar çevreden arkadaşları var. Ailesinin kurallarını harfiyen uyguluyor, iyi olmaya çalışıyor. Pieter ise her şeye inancını kaybetmiş, arsız, sert bir çocuk. Geceleri rüyasından bağırarak uyanıyor. İçten içe acı çekiyor ama bu acısını göstermemek için sert bir kabuk oluşturmuş. Janno, Pieter’e kucak açıyor açmasına ama onu annesi ile birlikte görmekten de çok rahatsız oluyor. Korunaklı yerinin kaydığını hissetmeye başlıyor. Pieter’in ahlak dışı davranışları, Janno’nun dünyasını çatırdatırken yalnızlaşmasına sebep oluyor. Öte yandan Janno, Pieter’i izleyerek kendi dünyasını da sorgulamaya başlıyor. Karnına yumruklar yiyerek öğreniyor. Pieter ise kimseye güvenmezken Janno’dan saf bir sevgi alıyor. Filmin en can alıcı sahnesinde Pieter, annesinin ona sarılabileceğini ama onu sevdiğini söylese de inanmayacağını belirterek, Janno’ya “sen söyleseydin inanırdım” diyor.

‘Burası bir hapishane’

Die Stropers’ı her türlü bilgi erişilir haldeyken, dünya birbirine bu kadar açıkken izlerken “bu kadar koyu yaşayanlar kalmış mıdır?” diye düşünmeden edemedim. Ama kendi aklımda da aldığım cevap, hala büyük bir kesimin bu şekilde yaşadığı, hatta muhafazakar yaşamın dünyanın her yerinde yükseldiği oldu. Muhafazakar yaşam, idealler üzerinden yaşanılan bir yaşamdır ve bu idealleri çok ekstrem yaşadığınızda, karşınızdaki her şeye de ona göre şekil verirsiniz. Çocuk daha beş yaşına geldiğinde tapmaya başlar ve bu övünelecek bir şeye dönüşür. Pieter, Die Stropers’da yaşadığı ev için “burası bir hapishane” diyordu. Muhafazakar ailelerin evlerinin birçoğunun çocuklar için benzer hisleri oluşturabileceğine inanıyorum. Çocuklarını sevmeyen ebeveynler, onlarda yalnızca kendi ideallerinin yansımalarını görmek ister. Çocuklar da birer bireydir. Onları hayali yansımalarınızın aynaları haline getirdiğinizde içeride çok kırılgan kişilere dönüştürürsünüz. Başka düşünce yapılarına karşı kendini savunmaktan başka bir çıkışları kalmaz ve daha da kapalı hale gelirler. Çocuk, çocuktur. Janno da Pieter de eşit derecede sevgiye ihtiyaç duyar. Çocuklarınızda ilahi değerleri görürken, çocuğun kendisini görmezseniz, çarpık idealler için ağlayan bir çocuğun acı çektiğini görmüyorsanız, sevmiyorsunuz demektir.



Daha Fazla İçerik
Dark Side’ın gücü kahveden mi geliyor?