monos rambo

Monos: Gerçeğin karnından bir anti-masal

Savaşın kurgusal, yapılandırılmış nedenlerine hiç yer vermeden gerçekliğin sert, kalıba sokulmamış halini gösteren Monos, çocuk askerleri anlatan zamansız, mekansız bir anti-masal!

Çocuk askerler hepimiz için birer hikaye gibidir. Gerçekte karşılaşmadığımız gibi, haberlerde de oldukça az görürüz. Daha çok rapor olarak geçen bültenlerde yer alırlar.  Bugün dünyada 250 binin üzerinde çocuk asker olduğu tahmin ediliyor. Sekiz yaşına kadar inebildiği de  raporlarda yer alıyor. Kimisi oyun çağında kimisi kendi kimliğini tanımanın, keşfettmenin eşiğinde çocuklar ellerinde silahlarla ağır gerçeklerin içinde mücadele veriyorlar. Yüzlerindeki sert ifade yıkıp geçen gerçeğe karşı bir hayatta kalma şekli gibi. Arka planda neler yaşadıklarını oturduğumuz yerden bilmemiz mümkün değil. Savaş yetişkin bir insan için bile ağır travmalara sebep olurken, çocuk yaştaki askerlerin yaşadığı duygusal zorlukları hayal edemiyorum.

Rambo, Leidi, Shakira…

Alejandro Landes’in ikinci uzun metrajlı filmi Monos, Kolombiya’da çocuk (ya da ergen) gerillaların yaşadıklarına mercek tutuyor. Monos, Antik Yunan dilinde yalnız, tek anlamına geliyor. Filmde küçük gerilla ekibi de kendilerine bu ismi vermiş. Her birinin çizgi roman karakterlerini çağrıştıran takma isimleri var. Rambo, Leidi, Bum Bum, Lobo, Perro… Sekiz kişiden oluşan ekip, bir dağ başında Doctora isimli bir Amerikalı bir rehineyi korumakla mükellef. Zaman zaman gelip giden bir eğitmenleri var. Filmin başında halkın destek amaçlı ödünç verdiği bir ineği yanında getiriyor. İneğin ismi de Shakira. Monos ekibi, genellikle 14-15 yaşlarında gibi gözüküyor. Bu da cinselliğin ve kimliklerin keşfedildiği bir zaman demek. Aralarında oyun oynadıklarını ya da birbirlerini keşfettiklerini görüyoruz ama sert gerilla kuralları da ilk dakikadan itibaren varlığını gösteriyor. Eğitmen ayrıldıktan sonra bazı hatalar yapan ekip üyeleri bu hataların bedelini de en sert şekilde ödüyor.

monos film

Kalıba sokulmamış gerçeklik

Filmin ana çerçevesini anlattım ama hikayenin ilerleyişine fazla değinmeyeceğim. Bunun yerine Landes’in neyi başardığına biraz yer ayıralım. Monos, sert bir film. Sık sık kalp kıran bir film. Silahların patladığı, kolun, bacağın kanadığı bir film. Landes, Monos’da Kolombiya’da yıllardır devam eden savaş halini karnından anlatıyor. Evet, orada bir savaş var, bu savaşın tarihi, farklı tarafları, ideolojik yanları var ama bunların yanında bir de tam ortada, çocuk diyeceğimiz yaşlarda bunları yaşayanlar var. Gerçekliğin orta yerinde sert bir hayat. Ve yalnızca resme bakarsanız, ne ideoloji ne tarih ne de taraflar geçersiz kalır. Monos, savaşın sözle yapılandırılmış nedenlerine hiç yer vermeden gerçekliğin sert, kalıba sokulmamış halini gösteriyor. Böylece film, ne zaman ne koşulda olsa açıp bakabileceğimiz zamansız, mekansız bir anti-masala dönüşüyor.

Monos bigfoot

Yalnızlaşmalar, kayıplar, terk edilmeler…

Kolombiya’nın dağlık ve ormanlık bölgelerinde çekilen Monos, bir ana hikayeye sahip elbette ama esas hünerini yan hikayelerde gösteriyor. Hikaye ilerledikçe sekiz farklı karakterin her birinin farklı kişilikleri de ortaya çıkıyor. Bir askeri düzen içinde bu farklı karakterler çatışmaları da beraberinde getiriyor. Özellikle hikayenin ikinci yarısında Landes, elinde ne varsa ortaya döküyor. Parçalanmış bir hikaye izlediğinizi düşünebilirsiniz ama aslında böyle bir dünyada birçok farklı olasılığı izliyoruz. İpini koparan bir at gibi yokuş aşağı koştuğumuzu ve gördüğümüz her karenin gerçek olduğunu hissediyoruz. Yalnızlaşmalar, kayıplar, terk edilmeler, bağlılıklar, sorgulamalar… Sekiz dallı bir ağaç değil de köklerinden başlayarak karman çorman olmuş, birbirine batan dallara sahip bir çalılık…

Savaş: gerçeğin en yıkıcı hali

Francis Ford Coppola’nın Apocalypse’ne benzetilen film, Sineklerin Tanrısı romanına da ufak bir selam çakıyor. Yönetmen Landes, Come and See, Platoon, Predator gibi filmlerin de Monos üzerinde etkisi ve izleri olduğunu belirtiyor. Tüm bu filmler aslında nasıl bir film izleyeceğinizin de ipucunu veriyor. Monos, büyük sözler söylemeye çalışmadan savaşın acımasız dünyasını ve açtığı yaraları, etiyle ve ruhuyla çocuk askerleri ekrana taşıyarak anlatıyor.  Dinamik bir resim bu, içinde yaşanabilecek, belki de yaşanmış sert anlar içeriyor. Masal diyoruz, hikaye diyoruz ama dışarıda bir yerde süren savaşların gerçeğin en yıkıcı halleri olduğunu unutmamak lazım. Ve gerçek bu en yıkıcı halinde, yoluna çıkan her şeyi ezip büküyor…

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla İçerik
Super Bowl’da sinema şöleni!