Engin Deniz Erbas Artwork

Kültürün oyunu, oyunun yapısı ve bir düş yapıcı

Walt Disney’den teklif alıp gitmeyen Engin Deniz Erbaş, video oyunların yükseliş çağında sessiz bir öncü olarak ülkemizde eğitim vermeye ve işlerini yapmaya devam ediyor

Yaşamda başka şeyler yapan ve onları o “acayiplik” içinde sanata dönüştüren, ülkemizde yeni dünyada değerli bir sanatın icracısı, Engin Deniz Erbaş… Oyun tasarımcısı adıyla anılsa da biz kendisinden “animasyoncu çocuk” “çizgi filmci” gibi şekillerde söz edildiğini de duyduk. Bize göre tasarımda çizimden programa sınırsız bir yetenek ve sadece hayal ettiği kadar yaşayan bir modern zaman üstadı. Tasarım ve teknik dışında da sohbetine, hayata dair görüşlerine denk gelmenizi dilerim…

Kendisi bunlara alınmaz, takılmaz, güler! “Ben sevdiğim işi yapıyorum işte” diyecek kadar mütevazi ama zamanında Walt Disneyin kadrajına girmiş bir isim o. Aşağıda canı isterse neden gitmediğini kendi anlatsın.

“Adımdan muafım, cidden ben ne biliyorsam, ne istiyorsam onu yaptım” diyen bir dostum o benim. O nedenle kışkırtacak sorular sordum.  İstanbul Aydın Üniversitesi’nde Dijital Oyun Tasarımı Bölümü’nde öğretim üyesi… Ama biri… Sadece hep biri… 

Soru sormak zor olmuyor, aynı dili konuşunca… Ama şu zor oluyor; Deniz, kendini “oldum bittim” gibi ifade etmediği için her şeye “normal” diyor. Hayır, normal değil… Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden üstadımız… Büyük sınıflar öyledir bizde. Sanat lafı da etmez GSF mezunları… Ama güzel sanatlar fakültesinde ego deviren bir deneyim hiyerarşisi vardır. Biz biraz sıkıştırdık, çok da mutlu olduk… Yeni dünyanın diline değindik. Oyun dünyası, oyunlardan sinemaya entegre hikayeler, oyunları bilenlerin jargonu… Buyurunuz….

Karşılık öğrenilen ilişkiyi tercih ediyorum

Deniz, seninle ilk tanışan biri de bir süre sonra hocam diyor. Zira bilmediğimiz bir alanda kürsün olması dışında, çok erken evrilmiş bir yetenek var… Bunun sırrı nedir?

Eğitmenlik yaptığım için hocam diyorlar diye düşünüyorum. Bilginin karşılıklı paylaşılması benim için önemli bir şey. Eğer isterseniz öğretme eylemi, karşılıklı olarak öğrendiğimiz bir ilişki biçimine dönüşebiliyor, ben bunu tercih ediyorum. Yetenek tek başına önemsiz, işlenmesi gerekir. Özellikle görsel sanatlarda kültürel birikimimizin eksik olduğunu düşünüyorum, okul öncesinde bütün hayata yayılan bir görsel kültür bombardımanı içerisinde büyüyen biriyle tam tersi bir ortamda büyüyen biri arasında kesinlikle farklar olacaktır. Günümüzde internet sayesinde bilgiye ulaşmak kolaylaştı bunun farkında olarak iyi kullanmak öncesinde bahsettiğim zorlukları aşmak için iyi bir olanak olarak görünüyor.

Oyun ve kültürün bütünleşik halleri

Oyun, bilgisayar oyunu denip geçecek bir şey mi yoksa daha fazlası için bilgi mi gerektiriyor?

Video oyunları çağımızın en büyük kültür endüstrisi öğesidir. Bu anlamda sinemadan da ilerde bir durumda. Oyun tasarlamak güzel sanatlar ve yazılım mühendisliğinin de bir alanı olmakla birlikte, hatırı sayılır bir akademik araştırma külliyatının oluşmasını da beraberinde getiriyor. Huizinga, Homo Ludens çalışmasının çıkış temellerine ilişkin olarak; oyunun diğer kültürel olgular arasındaki yerini incelemek değil, kültürün hangi ölçülerde oyunla ilgili bir karakter gösterdiğini anlamanın önemiyle hareket ettiğini vurgular. Oyun kavramını kültür kavramıyla bütünleşik bir ilişki içinde ele alır. Anlaşılan biçimde kavramın ilerisine geçerek, oynama davranışının kökeniyle ilgili olarak; oyunun herkes tarafından gözlemlenebilir bir olgu olduğunu, aynı anda hem hayvanlar âlemini hem insanlar âlemini kapsadığını söyler. Video oyunları ise, sadece insanlık tarihiyle sınırlı kalmayarak, insandan daha önceye de dayanabilecek kökleri olan, oynama ediminin kurallarıyla değil, aynı zamanda sinema gibi diğer sanat dallarının kültürel, pratik mirasıyla da hareket etmektedir. Bu açılardan bakıldığında üzerine uzunca söz edilebilecek, bolca araştırılması gereken, güncel bir çalışma alanı olarak durduğunu söyleyebilirim.

Ajanslar… Allah bir daha düşürmesin!

Grafik okurken ben bir gün animasyona el atacağım diyor muydun?

Demiyordum aslında hiç istemediğim bir alandı. Ancak bir nokta geldi ki yaptığım çizimleri heykel gibi görmek istedim ve modellemeye başladım. Bu süreç ilk olarak beni animasyona sonrasında video oyunlarına yönlendirdi. Kısacası bir alanda bir türlü sebat edemedim, doğru bir şey yaptığımdan emin değilim.

Grafik güzel sanatlar alanında görece, mezun olunca iş vaadi olan bir bölüm. Ama sen tuttun animasyona sardın. Öncesinde kreatif ajansların çılgın mesaili, sonsuz revizeli dünyasından geçtin mi?

On yıl kadar grafik tasarım ve sanat yönetmenliği yaptım. Açıkçası hiçbir anından zevk almadım benim için zorunlu bir şeydi. Ajanslardaki ne yaşam tarzını ne insan yapısını sevdim. 2005 yılında bıraktım bir daha da arkama bakmadım. Allah bir daha düşürmesin diyorum.

Hayatını idame ettirme aşamasında böyle bir alan seçen birine, yapma-etme, der misin, yoksa hayallerini takip et gibi bir öngörün var mı?

Aslında oyun ve animasyon dünyada en popüler tasarım alanı, kesinlikle genç tasarımcılara bu alanları tavsiye ederim. Ancak meşakkatli bir iştir sevmeden yapılacak bir iş değil. Ölçüp biçip araştırıp kariyer tercihlerini bu ölçülere göre yapmaları kendileri için daha akılcı olacaktır. Bu alanlarda belirli bir standarda gelirlerse yurtdışında çalışma olanaklarını da rahatlıkla bulabilirler diye düşünüyorum.

Çevrimiçi oyunlar değişimi hızlandırdı

Tam da bu dönemde, oyun dünyasının diliyle konuşuluyor.  Üzerine yayın yapılıyor, bloglar açılıyor, sinema tamamen oyun kültüründen beslenmeye başladı. Altın çağım diyor musun? Bunu anlatırken oyun deneyimi nasıl bu aşamaya geldi, biraz açıklar mısın?

Aslında bunu açıklamak için koca bir tez yazdım. Burada kısaca bahsetmeye çalışayım. Sinema nasıl ki bütün sanat dalları içerisinde kültür endüstrisine en hakim olan sanat alanı idiyse benzer biçimde bu rolü dijital oyunlara devretmeye başladığı düşüncesini benimsiyorum. Dijital oyun, özellikle sinematografi ve canlandırma sinemasıyla oldukça yakın ilişki içinde. Oyuncu, gerçeklik seviyesi yüksek bir dijital oyuna dahil olduğu andan itibaren, oyun uzamı içinde, etkileşimli, sinematografik bir dünyayı deneyimlemeye başlar. Bu oluşturulmuş yeni gerçeklik biçiminde oyuncu, hareketli, üç boyutlu ya da iki boyutlu grafikler, sahneler, müzik ve efektlerle, etkileşime girer. Gerçekliğin yeniden yaratılmasının sanatsal ve teknik biçimleriyle sinema ve dijital oyunlar, oynayan ve izleyen deneyimleri bakımından kendine özgü estetik öneriler verir. Dijital oyunların gelişim sürecine bakarsak, sinema sanatının evrimi ve büyük bir kültür endüstrisi öğesi olma özelliği ile de benzer bir yapı görürüz. En ilkel halinden başlayarak dijital oyunlar, iletişim dünyasının da önemli aktörlerinden bir haline, çevrimiçi oyunlarla birlikte gelmiştir. Bu tıpkı film oynatma araçlarının gelişimi, zamanla televizyonların evlere kadar girmesiyle, iletişimin yeni bir aşamaya ulaşması gibi önemli iletişimsel bir değişimdir. İnsan hayatının önemli bir parçası haline gelen görüntülü ve sesli iletişim, dijital oyunların önerdiği etkileşimli bir katılımla, yeni bir iletişim, eğlence ve sosyalleşme biçimi olarak ortaya çıkmakta. İlk insan ve bilgisayar etkileşiminden başlayarak gelişen dijital oyun, “Atari” salonlarının yaygınlaşması ve oyun konsollarıyla birlikte, güçlü bir endüstriyel ürüne dönüşmüştür. Kişisel bilgisayarların evlerde kullanılması da bu süreci hızlandırmıştır. İnternet devrimiyle başlayan sanal ağların birbirine bağlanması, devasa çevrimiçi oyunların ortaya çıkmasına neden olmuş ve yeni tip sanal klan, cemaat örgütlenmelerini de doğurmuştur. Hatta oyuncular bu çevrimiçi oyunlarda gerçek ya da sanal para ile ticaret yapıyorlar. Tablet ve akıllı telefonların çevrimiçi kullanılmaya başlanmasıyla dijital oyunlar, yeni bir büyüme evresine girerek sosyal hayatı dönüştürmüştür. Bu altın çağ uzun bir süre devam edecek, hatta şu anda öngöremeyeceğim yerlere gidecek diye düşünüyorum.

Walt Disney’den gelen teklif

Söz buraya gelmişken Walt Disney’e davet edilmen ve gitmemen hakkında neler söyleyebilirsin? Biraz iddialı bir geri çevirme ama daha çok nasıl keşfedildin kısmı ilgilendiriyor bizi.

Ali Murat Erkorkmaz abimizin sayesinde olmuş bir şeydi. Kendisi için Türkiye’de animasyonun babası tabirini kullanmak doğru olacaktır. Üniversiteyi yeni bitirdiğim dönemde benim sanat dosyamı çok beğenip göndermişti. Oradan kabul geldi. Ancak o zamanlarda klasik çizgi film teknikleriyle canladırma yapılıyordu. Eğer gitmeye karar verseydim birkaç yıl hareketli çizimler yapmam gerekecekti ve benim için çok sıkıcı bir süreç olacağını düşündüm bu yüzden istemedim.

Sanat kelimesi geçiyorsa…

Tasarım diğer kreatiflerden ayrılması gereken bir alan mı yoksa, art directorlerin estetik, çizim gibi yetenekleri olmadan bir yerlere ulaşması nasıl mümkün? En basit çizgi filmi “hayatımda duymadım” diyen art directorler var… Ama konuyla ilgili tasarım yapabiliyorlar…

Sanat yönetmeni terimi sinemada başka grafik ajanslarında başka anlamda kullanılıyor. Grafik ajanslarında sanat yönetmenliği için konuşursak; Bizim GSF eğitimimiz klasik eğitimdi yani bilgisayar destekli bir eğitim değildi o yüzden aksini düşünmek bizim gibi dinazorlar için çok zor. 2005 yılından bu yana bu sektörle ilgilenmediğim için güncel durumu da pek bilmiyorum. Ancak içinde sanat geçen bir kelime ve bunun yönetimiyle ilgili bir şey yapıyorsanız özellikle görsel sanatların birçok alanına hakim olmanız gerekir diye düşünmekteyim.

Neler seni üretmeye teşvik ediyor ya da “yok yaa yapmayacağım” aşamasına getiriyor?

Beni üretmeye teşvik eden pek bir şey yok bu yüzden de üretmiyorum. Ancak geçtiğimiz yıl bir yıldan fazla bir zaman Rize’de yaşadım; memlekette. Arazide çalıştım, onarım yaptım domates, biber falan yetiştirdim sanırım doğada yaşamak beni bir şeyler yapmaya teşvik etti.

Bu işi yapmak isteyen, yıllarca oyun oynamış birileri elbet vardır! Tavsiyen var mı yoksa buna hiç bulaşma mı dersin?

Bulaş derim. Tavsiyem bu alanda ne yapmak istediklerini belirleyip ona göre eğitimlerini tamamlamaları olur. Oyun tasarımı geniş bir üretim alanı ilk önce araştırıp ona göre seçimlerini yaparlarsa zaman kaybetmemiş olurlar. Ülke içinde önemli bir sektör olabileceğine inanıyorum, üniversite sektör ve devlet iş birliğiyle hızla gelişebilecek bir potansiyel olduğunu düşünüyorum. Bunu başarabilmek için sadece tasarım değil pazarlama alanında da gerekli startejiler izlenmeli.

Engin Deniz Erbaş neler oynuyor?

Deniz oyun oynar mı? Oynarsa neleri oynar? “Gamer” arkadaşlarımıza, senin bizatihi hayranın eşe dosta tüyo olarak yanıt alabilir miyim?

Yeni oyunların hepsini takip etmeye çalışıyorum ama benim oynadığım eski tip oyunlar. Gerçek zamanlı ya da sıra tabanlı strateji, rol yapma oyunları gibi günümüzde fazla tercih edilmeyen oyunlardan hoşlanıyorum. Dragon Age, Age of Empires, Starf Craft, Divine türünde oyunlar. Oyun kendi dünyasını sürekli olarak geliştiren yenilikçi bir sanatsal ve teknolojik alan bu alanda çalışan herkesin güncel kalması gerekiyor.

Bu işle geçinebiliyor musun dersem kıyamet kopar, ama sen piyasanın ekmeği değil, sanatının derdinde oldun. Geçinilir mi bu işle?

Geçinilir iyi de para kazanılabilir aslında. Benim beceremiyor olmam ayrı bir durum. Oyun sektörü bütün dünyada yükselen bir sektör ve öyle olmaya da devam edecektir. Bu yüzden iyi bir kariyer seçimi olduğuna inanıyorum.

Son olarak sana hocam denince gülüyorsun, animasyoncu çocuk denince gülüyorsun. Hiç mi egon yok?

Egom var tabi ki. Komik olduğu için gülüyorum. Yani her zaman karşılaştığımız şeyler, önemsenecek bir şey değil bana göre.

Engin Deniz Erbaş
Engin Deniz Erbaş

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla İçerik
kurukafa
Kahvemizi içerken ölümden konuşalım!