Kar: Çabuk unutulana bir zaman yolculuğu!

Orhan Pamuk’un Kar’ını sahneye taşıyan İAÜ Drama ve Oyunculuk Bölümü öğrencileri, çabuk unuttuğumuz, çekmecede bıraktığımız bir karlı kartpostalı masaya çıkarıyorlar

Bazı roman karakterleri, içinde bulundukları ortam tarafından şekillendirilirler. Yola bazı ideallerle de çıksalar, eylemlerinin ana noktası o idealleri de olsa, mekan, coğrafya bir yerde üstün gelir. Henüz şekillenmemiş bir karakterseniz sizi şekillendirir, ideallerini kendi varlığına yedirmiş bir karakterseniz, sizi bir yerde ezer, kırar. Mekan ya da coğrafya, adına ne dersek diyelim; güçlüdür. Yaşam alanı çok uzun yıllar içinde şekillenmiştir. Oksijeni, her bünyeye göre değildir. Solumaya başladığınızda ya sizi de kendine dönüştürür ya da hasta hissetmenize sebep olur. Değişmez mi; elbet değişir ama hiç kolay olmaz…

Tamaman öğrenci emeği

İstanbul Aydın Üniversitesi Drama ve Oyunculuk Bölümü öğrencileri Mehmet Birkiye ve Yeşim Koçak danışmanlığında, Orhan Pamuk’un Kar romanını tiyatro metnine çevirerek sahneye koydular. Bu sene son kez Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde sahnelenen oyunu izleme şansına kavuştum. Önümüzdeki yıl da büyük ihtimalle sahnelenecek olan oyun, tamamen öğrenci işi bir çalışma olması açısından iki kat daha değerliydi. Ülkemizde yaşanan kutuplaşmış ortamın köklerinde yatanları bir zaman yolculuğu yaparak izledik. Mağdurlarının bile unuttuğu ve hasımlarına dönüştükleri olayları öğrencilerin hem keyifli hem dokunaklı performanslarıyla izledik. Unuttuğumuz bir zamanı hatırlarken, her tarafa eşit durabilen, canlı, nefes alıp veren bir metnin varlığını duyumsadık.

Ka’nın aklındakiler ve kalbindekiler

İstanbul’da doğup büyüyen, uzunca bir süre Almanya’da yaşadıktan sonra ülkesine dönen ateist şair Ka, Kars’ta intihar eden türbanlı (ya da metindeki haliyle türbancı) kızların intiharları üzerine bir yazı yazmak için Kars’a gider. Ancak bu görünen amacıdır. Esas niyeti, kocasından ayrılıp Kars’a döndüğünü duyduğu İpek ile yeniden yakınlaşmaktır. Yine de işte idealleri karnındadır. Öte yandan karın yağışını izlemek ona Allah’ı duyumsatır. Hem yazısı için araştırma yapan hem de İpek ile yeniden yakınlaşmaya çalışan Ka, kendisini bir siyasi kutuplaşmanın ortasında bulur. Herkesi dinler, herkesi anlamaya çalışır ve herkes Ka’yı kendi düşüncelerinin nesnesine dönüştürmeye başlar. Ka, oradan oraya giderek, bir olayı ören kalemin kurşunu, mürekkebi olur.

İdealler ve soğuk rüzgarlar

Sadettin Okumuş’un başarı ile can verdiği Ka, nihayetinde anlattığımız gibi mekanın, coğrafyanın sert rüzgarlarını yüzüne çarptığı kişi olur. Ka, adeta sahne sahne, adım adım bir hastalığa tutulur. Bünye onu dışarı attığında, biz zaten olacak olanın gerçekleştiğini izleriz. Bela Tarr’ın efsane filmi Karanlık Armoniler’de Janos ‘un her şeyin ortasında oradan oraya savrulan, her söyleneni yapan masumiyeti temsil ettiğini düşünmüştüm. Ka için aynı şeyi tam olarak söyleyemiyorum. Ka, idealleri ile hareket eden bir karakterdi, bir direnç noktası vardı. Bu yüzden de onun için soğuk rüzgarlar daha sert hissedildi. Geleni görebilecekken göremedi ya da görüyorken göremedi.

Coğrafya ve kader

İstanbul Aydın Üniversitesi Drama ve Oyunculuk Bölümü oyuncuları, memleketimizin en uzak köşesinin, en çabuk unutulmuş bir zamanına düşündüren, sorgulatan, hatırlatan bir zaman yolculuğu sunuyorlar. Her biri, tek tek aldıkları rolü, bir bütün içerisinde başarıyla oynayan öğrencilerin emeğinin çok kayda değer olduğunu düşünüyorum. Romanı, tiyatro metnine uyarlayan Bahar Aşçıoğlu, Manolya Elmasrı, Sadettin Okumuş, Tuana Gizem Uzunlar, Umur Berk Seven, Yunus İmğa ve Welat Akdağ’dan oluşan yazar ekibi de hiç de kolay olmayan bir görevin altından ortaya incelikli bir metin çıkararak tertemiz kalkmışlar. Umuyorum oyun,  önümüzdeki yaz ya da önümüzdeki yıl yine, yeniden sahnelenir. Kendi adıma çok özgün, güzel bir deneyim yaşadığımı söyleyebilirim. İdealizm, İslamcılık, Ateizm, darbeler, siyaset… Hiçbiri insanın ve daha ötesinde yaşamın biricik ya da bütün değerinin üzerinde değil. Biz de kendi zaman ve mekanımızın içinde Ka’dan farklı durumda değiliz. Bir gün biz de bünyeden atılabilir, yüzümüzde soğuk rüzgarlar hissedebiliriz. Kar’ı izlerken, kendinizi de izlediğinizi düşünün ve çıkarken yine de deyin ki; coğrafya kader değildir. Bunu diyebilmenin yolu, önce o coğrafyayı anlamaktan geçiyor. Unutmayalım…

KÜNYE:

Yazan: Orhan Pamuk
Uyarlayan: İAÜ Drama ve Oyunculuk Bölümü
Yöneten: İAÜRT
Danışmanlar: Mehmet Birkiye, Yeşim Koçak
Dekor ve Kostüm Tasarım: İAÜ Drama ve Oyunculuk Bölümü
Işık Tasarım: İAÜ Drama ve Oyunculuk Bölümü
Afiş Tasarım: Seda Çilingir

OYUNCULAR

KA: Sadettin Okumuş
Kadife: Tuana Gizem Uzunlar
İpek: Nurdeniz Bıçakçı
Sunay Zaim: Umur Berk Seven
Funda Eser: Bahar Ahçıoğlu
Lacivert: Sergen Özdemir
Zeki Demirkol: Yunus İmğa
Turgut Bey: Burak Pamuk
Necip: Orhun Özmavi
Şeyh Efendi: Yunus İmğa
Sunucu: Irmak Gürgen
Orhan Pamuk: Welat Akdağ
Fazıl: Erdem Ekim
Serdar Bey: Emre Buldum
Kasım Bey: Burak Pamuk
Muhtar: Erdem Ekim
Garson: Özge Kırdı
Katil: Seyhan Alev
Mesut: Seyhan Alev
Hande: Manolya Elmasrı
Cumhuriyetçi Kadın 1: Ezgi Kapancı
Cumhuriyetçi Kadın 2: Efna Çolak

TEKNİK EKİP

Teknik Ekip Sorumlusu: Uzman Gökay Akgör
Işık: İbrahim Aladağ
Ses: Tolga Çalışkan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir