Gençlere kısa film tavsiyeleri: Temel noktalar

Kısa filme nereden başlamalı? Kendini nasıl eğitmeli? Hangi konuları seçmeli? Nasıl bir yol çizmeli? Kendi tecrübelerimiz ışığında bizden size bir rehber…

Bir film çekmek, sinema ile ilgilenen, sinema ile ilgili bir bölüm okuyan her gencin rüyasıdır. Kısa film çekmek de her zaman o rüyanın ilk adımı olarak görülür. Bizim de bu yönde bazı tecrübelerimiz oldu ve açıkçası kendi çapımızda başarıya da ulaştık. Bu yazı ile de tecrübelerimiz ışığında madde madde önerilerimiz paylaşalım.

Öncelikle şunu asla unutmayın. Sanat, bir ekip işi olduğu kadar bireysel de bir iştir. Biz burada ne yazarsak yazalım, ortaya çıkaracağınız eser, sanatsal arayışınızın bir ürünü olacak ve bu yolu da siz kendi tecrübelerinizle oluşturacaksınız. Ne okursanız okuyun, gerçek kullanım kılavuzu her zaman size ait olacaktır.

Öz soru, öz mesele

Kendinize hayata bakarken en çok neyi mesele ettiğinizi sorarak başlayın. Sizin bu hayatta sözünüz neye dair olacak? Hangi konuda hayatın içinde bazı şeyleri yanlış görüyor ya da bazı şeylerin altını çizmek istiyorsunuz? İlk soru, öz sorudur! İlk verdiğiniz cevap doğru cevap olmayabilir. Bir yanılgı ile de yola başlayabilirsiniz. Ancak bu soruyu sürekli kendinize sorun. Bir gün mutlaka doğru adım için gereken o cevabı bulacaksınız. Buna inanın.

Kitap okumak çok büyük artı

Okumak, okumak, okumak… Sadece film izlemekle iyi bir yönetmen olamayabilirsiniz. Okumak, hayatın her alanında insana bir ekstra değer katar. Okumak, öncelikle bir zihin egzersizidir. Sinemaya oranla, okurken çok daha etkin bir konumda olursunuz. Bazen izlediğiniz şeyler yalnızca size hücum eder ve klişeler karşısında edilgin birer izleyiciden öte bir şey olmazsınız. Okuduğunuz, teorik bir kitapsa zihniniz, o mesele üzerinde daha çok mesai harcayarak daha çok soru sorar, bir romansa empati yeteneğiniz gelişir ve bu da bir karakter geliştirme yeteneğinizi artırır. Bizim nazarımızda okumak, işin olmazsa olmazıdır.

Fotoğraf ve video

Fotoğraf değil, video çektiğinizi unutmayın. Çok temel bir hata olarak, birçok yeni yönetmen adayı, kendi çektiği “fotoğraf gibi kareler”e aşık olur. Evet, fotoğraf gibi kareler güzeldir ama sinema akan bir görüntüdür. Zaman, sinemanın temel bir yapıtaşıdır. Açıkçası şuna inanıyorum ki; fotoğraf gibi kareleri herkes çekebilir ama bir hareketi tüm büyüsüyle yakalayabilmek… İşte bunu başarabilirseniz, sinemanın şiirselliğine bir adım daha yakın olursunuz.

Teknik meseleler

Görüntü kalitesi, teknik bir meseledir ve kişiyi, imkanlarıyla sınırlandırır. Elinizde ne olursa olsun, günümüzdeki teknoloji sarhoşluğuna da kapılmayın, şartlarınız sınırlıysa yılgınlığa da düşmeyin. Biz HD çeken, çok basit bir kamerayla ödüller aldık. Mesele, elinizdekini nasıl kullandığınızdır. Birçok kısa filmde, alan derinliği oyunları vs. görüyoruz. Bunlar şahsen benim gözüme çok batıyor. Yapabildiğini göstermek için yapılan teknik oyunlar… Elinizde ne varsa, onu iyi öğrenin ve onunla yapabileceğiniz hareketleri tasarlayın. Çok film gördük süper ekipmanlarla çekilmiş ve hiçbir şeye benzemeyen, çok film de gördük gayet basit çekilmiş ama izleyiciyi yakalamayı başarabilen. Teknik meseleler, size yalnızca hareket özgürlüğü getirir. Aslolan hiçbir zaman teknik imkanlar değildir. Elbette, iyisini yapmaya çalışın, yenilikleri takip edin ama buna gereğinden fazla takılmayın.

Kuralları yazmaktan korkmayın

Kopya yapmayın, olmayın. Bu ne size, ne de eserinize hiçbir şey kazandırmayacaktır. Özellikle akademik eğitim, bazen öğrencilerde doğru yoldan yapma çabası ile gelen bir dezenformasyona sebep olur. “Bu böyle olmaz” denilenler yalnızca alacağınız notları ilgilendirir. Çok inanıyorsanız masayı devirmekten korkmayın. Sanat, bir özgürlük alanıdır, öyle olmalıdır. Kuralları kendiniz de yazabilir ve hodri meydan diyebilirsiniz.

Tek bir festival – yarışma için film çekmeyin

Gelelim festivallere dair tecrübelere. Birinci tecrübemiz şudur. Ne olursa olsun, bir film çekmek ciddi bir çaba ve mesai ister. Eğer çok çok inanmıyorsanız asla yalnızca tek yarışma, tek festival için film çekmeyin. Festivallerde kimin, neyi, nasıl seçtiği her zaman soru işaretidir. Filminiz çok iyi bile olsa seçilemeyebilirsiniz. Buna, her zaman hazırlıklı olun. Seçilmediğiniz zaman da, film başka yere uygun değilse emeğiniz boşa gider.

Evrensel olun, evrensel düşünün

Her zaman evrensel düşünün. Türkiye’nin gün geçtikçe yaşam alanı daralan bu sanat ortamına sırtını yaslanmak, gün itibariyle pek akıl karı değil. Film çekerken, tüm insanları, tüm dünyayı etkisine alabilecek bir film çekmeye özen gösterin. Türkiye’de az sayıda olan festivalleri beklemeyin. Oturun, araştırın, yurtdışında filminizin konuyla ilgili olabilecek birçok festival bulabilirsiniz. Bunlara göndermeye çalışın. Hatta gitmek istediğiniz ülkeleri araştıran, film çekerek dünyayı gezebileceğinizi unutmayın.

Tematik festivalleri araştırın

Konu demişken, kilit bir tavsiye verelim. Dünyanın her yerinde tematik festivaller ön planda. Queer festivaller, kadın filmleri festivalleri, ekolojik film festivalleri vs. Bu konularla ilgili bir film çekerseniz, festival bulmakta zorluk çekmezsiniz. Tematik oldukları için de rakip sayınız azalır. Biz burada üç tema yazdık ama açın bakın dünyada nerede ne tarz festivaller var. Muhtemelen son yıllarda göçmen sorunlarını konu alan festivaller de türemiştir ya da bunlara da ağırlık veriliyordur. Her halükarda seçilme şansınız, insanlara ulaşma şansınız bu şekilde artar. Elbette bunları çekin derken, “kendi öz meseleniz”i unutmayın. Bu konuları içeriyorsa ne ala ama esas olan içinizin ne istediği. Bu saydıklarımız aracı olacak, belki yol almanızı sağlayacak durumlar.

Google’la iyi geçinin

Nitelikli arama yapın. Tüm festivalleri veren sitelerle yetinmeyin. Dünyada birçok farklı girişim var. Hepsi de o sitelere bilgi geçmiyor. Google’da arama ayarlarından ülke ülke değiştirererek aramalar yapın. Gerekirse günlerinizi verin. Arama yapmak, doğru festivali bulmak çok önemli. Filminize doğru arkadaşlar bulmak gibi bir durum. Sadece Google’da değil, Facebook’ta, Twitter’da, Instagram’da da aramalar yapın. Boşlamayın.

Oldum da demeyin, umutsuzluğa da düşmeyin

Son olarak şunu söyleyelim. Diyelim filminiz birçok yere seçildi, ödüller aldı, başarıya ulaştı. Oldum demeyin. Sanatsal arayış bittiği anda siz de bir sanatçı olmaktan çıkar ve piyasanın bir çarkı olarak kalırsınız. Arayış, sanatın temel ayağıdır. Ya da tersini diyelim. Filminiz hiçbir yere seçilmedi ve cidi bir hayalkırıklığı yaşadınız. Pes etmeyin. Öncelikle unutmayın ki, gerçekten festivallerin seçim kurulları çok kötü olabiliyor. Riske girmeden karar alabiliyorlar. Festivallerin tepkilerini değil, insanların tepkilerini esas alın. Filminiz yeterince insana ulaştı mı önce bunu düşünün. Sonra, kendiniz gözden geçirin ve yeniden bir filme girişin. İlk filmde başarı olmaması kadar normal bir şey yok. Belki beşinci, altıncı filmde gelecek o başarı. Bizde öyle oldu mesela. Her şey yapılırken öğrenilir. Öğrenmeye, arayışınıza, sözünüze söz katma çabanıza ara vermeyin. O kapıyı kıracak gücünüz olduğunu içten içe hissediyorsanız, yalnızca kapının doğru yerine, doğru şekilde vurmayı öğrenmeniz gerek demektir. Bunun için de kendinizi eğitmeye devam edin.

Herkesin bir gün hayallerine ulaşmasını dileriz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir