Chelsea Wolfe hipnotize etmeye devam ediyor!

Her albümde müzikal yolculuğuna farklı pencereler açan Chelsea Wolfe, son albümü “She Reaches Out to She Reaches Out to She” ile bir kez daha dinleyeni hipnotize ediyor.

Amerikalı müzisyen Chelsea Wolfe, geçtiğimiz günlerde yayınladığı yedinci stüdyo albümü “She Reaches Out to She Reaches Out to She” ile yeniden müzik dünyasına derin bir çentik attı. Albümü yazmak için biraz geciktik ama dün ünlü müzik radyosu KEXP’de dört şarkılık canlı perormansı yayınlanınca albüme hakkını vermek için bu kez kolları sıvadık.

İç içe evreler

Chelsea Wolfe’nin yeni albümü, 10 şarkıdan oluşan bir arınma hikayesi içeriyor. Wolfe’nin alkol bağımlılığından çıkış sürecinde yazmaya başladığı şarkılarla albüm, ağır bir akıntı halindeki bir nehrin okyanusa yaklaştıkça akışını ve biçimini kazanmasını resmediyor. Wolfe, geçmişteki kendisiyle bağlarını kestikten sonra daha çok farkına vardığı şarkı yazma yeteneğini dünyayla paylaşmak istediğini söylüyor. “She Reaches Out to She Reaches Out to She”, geçmişteki Chelsea’nin şimdiki Chelsea’ye ve onun da gelecekteki Chelsea’ye uzanmaya çalıştığı, hayatın kişisel evrelerinin iç içe geçtiği ve daha büyük bir döngüyü oluşturduğu bir düzlemi kullanıyor. Her döngüde yine kendimiziz bir başka halimize uzanmaya çalışan…

İlham kaynağı şarkılar

Albümün hikayesi çok kişisel gözükse de Wolfe’nin dünyaya kendisini kapatarak değil açarak yoğunlaştığı bir süreç söz konusu. Chelsea, bu albüm için verdiği röportajlarda geçmişteki röportajlarından çok daha fazla isimden ilham aldığından bahsediyor. Wolfe’nin ilham aldığını belirttiği eserleri verelim ve değerlendirmesini yapalım:

Waiting fort he Night / Depeche Mode

Daphne Descends / The Smashing Pumpkins

Bachelorette / Bjork

Frozen / Madonna

The Hand That Feeds / Nine Inch Nails

Teardrop / Massive Attack

Rome (Always in the Dark) / Low

Where I End and You Begin / Radiohead

Staring at the Sun / TV on the Radio

Anywhere on This Road / Lhasa de Sela

Tüm bu şarkıların içinde Wolfe ile müzikal benzerlikler kurabileceğimiz noktalar var. Akış devam ederken içten içe büyüyen ve zenginleşen melodiler bunlar, ilerledikçe içine kattıklarıyla zenginleşen çoğul bir birlik olmaya devam eden o nehir; She Reaches Out to She Reaches Out to She, zamanın bütün nehirlerinin 10 kollu bir başka yankısı… Evet fazla mistik benzetmelerde bulunuyorum farkındayım ama her güzel albüm dinlerken dünyanın en güzel albümüdür, öyle ele alınmalıdır biraz da. Müziğin verdiği aşkınlık eleştiriye dönüşüyorsa zaten çok sevememişizdir diye düşünüyorum. Bu belki en çok müzik için söylenebilir. Chelsea Wolfe, zamanımızın bir ozanı benim gözümde. Hak ettiği değeri pek de görmediğini düşündüğüm bir müzisyen. Bunda da tüketim kültürümüzün hızlı ve uçucu şeylere yönelmesi ana etken olabilir. Biz yoğun aromaları alışkanlık olmaktan çıkarmış arılarız. Chelsea Wolfe, ağır bir bal üretiyor. Ben seviyorum…

Hipnotize eden bir akıntı

Albümdeki şarkılar içerisinde “Everything Turns Blue” favorim. Hem gümbür gümbür hem hüzünlü, olgun bir meyve bu şarkı. Whispers In The Echo Chamber ve Tunnel Lights itici güçler gibiler. İkisi de elektronik açından da iyi beslenen şarkılar. Wolfe’nin rock ve elektronik melezi müziğinin köşetaşları gibiler. Bakar bakmaz ressamını tanıyacağımız resimler. House Of Self-Undoing ve Eyes Like Nightshade, Wolfe’nin kendi gölgelerine, karanlıklarına eğiliyor gibi. Eyes Like Nightshade genelde kaçtığım, atladığım bir ürkütücülüğe sahip. Klostrofobik bir his verdiğini söyleyebilirim. The Liminal, Dusk ve Unseen World ise korkuların uzaklaştığı ama soğuğun geçmediği derin, hüzünlü melodiler. Place in the Sun, yukarıda bahsettiğim o ağır nehrin okyanusa yaklaşması ve erişmesi hissinin verdiği tam karşılık. Yavaş başlayan ve rüzgar sırtına değdiğinde izleyeni hipnotize eden bir akıntı bu.

‘Söylemeye hazır olduğunu yaşaman gerekecek’

“Belki de içimde bir yanım bazı şeyleri söyleyebilecek kadar hazır değildi! Çünkü söylersem onları yaşamam gerekecekti!” Bunları söylüyor Wolfe albüm için, albümün öncesinde yaşadıklarını kast ederek. Bu albüm, Chelsea Wolfe’nin geçmişle bağını keserken, yeni evrelere açılan kapılardan geçişi, kendini ve yeteneklerini kutsayışı. Söylemeye hazır olduğunu hissettiğinde, şarkıların kendisine rehber olduğunu söylüyor. Kendisini tamamen tükenmiş hissettiği bir evreden yeniden doğuşunu bu sözlerle anlatıyor. Babası da müzisyen olan, yedi yaşında şiirler yazmaya başlayan Wolfe’nin müziği bu uçucu zamana çok uymuyor belki ama kimimize erişecek, kimimizin derinliklerindeki eşleşmelere yerleşecek ve bu zamanın ötesine de bu en yoğun nehirlerin izleri, yankıları kalacak.

Habersiz kalmayın
Bütenimize abone olun

Kahveli Okur sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et