Reenkarnasyon!

Bohemian Rhapsody’nin aldığı eleştirilere rağmen seyirciler üzerindeki pozitif etkisinin sebebi, Rami Malek’in müthiş performansının da katkısıyla Freddie Mercury’nin ve dönemin reenkarne edilmesinde olabilir

Biraz gecikmeli de olsa nihayet Bohemian Rhapsody’i izledim. Filmi tam bir nostalji atmosferine çevirmek için ablam ve iki kuzenimle izlemek istiyordum ve bir araya gelmemiz de biraz gecikmeli oldu. Ben çocuktum (82), onlar biraz daha büyüktü (74,76,77) ama evde kasetlerde ya da tv’de dinliyorduk bu şarkıları. Benim en net hatırladığım Innuendo’ydu. Oturduğumuz apartmanda her yıl doğumgünlerimizde bize çilekli pasta yapan bir Ayten Teyze’miz vardı. Koca Ayten Teyze de biliyordu Freddie Mercury’yi ve ben o kasedi dinlemesi için ona vermiştim = ) Yalnızca Queen’i değil, dönemin birçok grubunu, ismini dinlerdik. Bunun yalnızca bizim çocukluk-gençlik dönemlerimize gelmesiyle de alakası yoktu. Zamanın kendisiyle alakalıydı. Her albümün her grubun ortaya koyduklarının güzelliğiyle ilgili. Bu yüzden Bohemian Rhapsody, yalnızca Queen’i değil, birçok grubu hatırlatıyor bize. Bugün de çok iyi müzikler yapılıyor kuşkusuz ama 80’lerin 90’ların ruhunun farklı olduğuna herhalde karşı çıkmazsınız. Bohemian Rhapsody’nin üzerimizde yarattıklarında da hem bu dönemin hem de Freddie Mercury’nin reenkarne edilmesinin etkisi büyük. Reenkarnasyon diyorum çünkü olan biten bu! Filmin hikayesinde birden fazla kritik değişiklik mevcut. Ne olursa olsun bu, filmin önemli bir eksisi olarak bir köşede duracak ama Rami Malek’in film içinde dakikalar ilerledikçe Freddie Mercury’yi oynamaktan kendisine dönüşmesini izlemenin bir tarifi yok. Bir noktada bütün o akıp giden sahneler bir reenkarnasyon büyüsünün adım adım yapılan ritüelleriymiş ve üzerinize uygulanıyormuş gibi hissediyorsunuz.

Her saniyeyi yaşamak

Elbette bugün geriye daha bilinçli bir şekilde bakıyoruz. Şarkıların tv’de, radyonda çıkması için beklememize de gerek yok. Youtube sağolsun açıp neyin nasıl olduğunu rahat rahat izliyoruz. Hem filme hem de youtube’da videolara baktığımda şu sonucu çıkardım. Freddie Mercury’i seviyoruz çünkü o seyircilerini seviyordu. Bunu öylesine söylemiyorum. Herhangi bir canlı videosunu açın, şunu göreceksiniz: İlk saniyeden son saniyeye kadar bütün enerjisini ortaya koyan, her saniyeyi yaşayan ve sürekli seyirciyle etkileşimde olan birisi! Tek bir saniyesinde hareketlerinin fake (sahte) ya da monotonlaşmış olduğunu hissedemiyoruz. Filmde de bahsedilen seyircilerin Love of my Life’ı söylediği sahnenin orjinal kaydına (aşağıda) bakın mesela. O etkileşime minnettar bir insan göreceksiniz. Keza Brian May de birden fazla kez seyirciye atıfta bulunuyor. Tabii seyirci de seyirciydi, gelelim oraya…

 

Bir kot ve bir tişört

Cep telefonu çıktı ve her şey bozuldu. Eski konser kayıtlarına bakınca orada yaşanan aşkınlık hallerine özenmeden yapamıyor insan. Ama bugün bir yere cep telefonsuz gitmek neredeyse imkansız gibi. Hadi o olmasa cebimizde düşürmememiz gereken banka kartlarımız olacak. Bir kot ve bir tişörtle konsere gidemiyorsak o konserden bu aşkınlık hallerini de bekleyemeyiz. Ayrıca orada olduğumuzu dünyaya gösterme gayretimizi de bir türlü silkeleyemiyoruz. Sonuçta böyle giderse hiçbirimiz Rio 85  ya da Live Aid gibi konserler izleyemeyeceğiz. Yine de çıkmadık candan umut kesilmez. 80’lere 90’lara ait konser videoları bize hep bir şeyler anlatmaya devam edecek.

Reenkarnasyon notları

Filmin eleştirisine çok fazla girmek istemiyorum. Herkes kendince bir şeyler karalamış. Bana yaşattığı hisleri yukarıda az çok özetledim. Bu yazının devamında filme dair bulduğum bazı notları ekleyeceğim. Özellikle çekim aşamasına dair notlar bunlar. Bahsettiğimiz reeenkarnasyonun arka planı. Rami Malek’in ve bütün ekibin neler yaptıkları üzerine bazı yazılardan ve video-söyleşilerden derlediklerim. Bakalım bakalım neler olmuş:

Hareket koçu ile çalışmalar

– Filmin başrol oyuncusu Rami Malek, bir kareograf yerine Polly Bennett isimi bir hareket koçu ile çalışmış. Freddie Mercury’nin her bakışı, her jesti, her hareketi üzerinde ayrıntılı çalışmışlar. Polly Bennet, bu hareketler üzerinde çalışırken onları anlamak için Mercury’nin gençken yaptıklarına, onu şekillendiren şeylere de bakmış. Bennet, bunu “movement heritage” yani hareket mirası olarak adlandırıyor. Özellikle okul çağlarında koşuculuk ve boks yapmasının sahnedeki hareketlerine direk etkisi olduğunu fark etmişler. Mercury bu yüzden sahnede sık sık koşuyor ve kolları boks yapar gibi hareket ediyor.

– Bennet’nin fark ettiği bir diğer ayrıntı, Mercury’nin aslında ağzını saklamak için içgüdüsel olarak mikrofonu ağzına çok yakın tutması. Bunu bilinçsiz olarak yaptığını söylüyor Bennett. Keza Rami Malek de yapay dişleri ilk takıldığında otomatik olarak onları saklamaya çalışan bir hareket yapmış.

– Malek – Bennet ikilisinin bir diğer dikkat ettiği nokta Mercury’nin Liza Minnelli hayranlığı olmuş. Mercury’nin hareketlerinin bazılarının Liza Minnelli esintili olduğunu gözlemlemişler. Rami Malek, bazen Liza Minnelli’yi izlerken Freddie Mercury’yi izler gibi hissettiğini söylüyor.



– Malek, özellikle radyo kayıtlarında Mercury’nin çay, kahve istediğini dinlerken, kibar, centilmen, naif yanını daha iyi anladığını fark ettiğini söylüyor. Mercury’nin insani yanını daha iyi anlamak için onun günlükleri olarak saydığı şarkı sözlerini de özellikle okumuş. Brian May’i canlandıran Gwilym Lee de bir videoda Rami’nin bu insani tarafı ortaya çıkarışını vurgulayarak herkesin bu yönüne tam dikkat etmediğini söylüyor.

– Rami Malek kendisine ilk teklif geldiğinde fazlasıyla şaşırmış. Özellikle Mr. Robot’ta insanlarla iletişim kurmayı beceremeyen birini canlandıran bir oyuncuyu neden seçtiklerini anlayamadığını belirtiyor. Üstelik, tek atışları olduğunu hatırlatarak piyano çalamadığını, dans edemediğini de belirtmiş. Ancak yapımcılar Rami Malek’in bu dersleri de almalarını sağlamış.

* Buraya kendi notumu düşeyim: Rami Malek, Mr. Robot’ta her ne kadar donuk bir karakteri oynasa da duyguları geçirmede oldukça başarılı. Freddie Mercury’yi bu kadar kanlı canlı oynayabilmesinde de bu yeteneğinin çok ama çok büyük bir payı var.

Brian May: Tanırya şükürler olsun, onu bulduk

– Rami Malek’le ilgili bir de okuduğum video yorumlarından fark ettiğim bir noktayı ekleyeyim. Malek, röportajlarında set ekibinden herkesi adı soyadı ile birlikte anıyor, herkese hakkını teslim etmeye çalıştığını görebiliyoruz. Bir yorumda Mr. Robot setinde de setteki herkesi adı soyadıyla tanıdığını söylüyorlar.

– Malek ilgli bir not da Brian May’den. Filmin galasında Brian May, Rami Malek ile ilgili aynen şu cümleyi kullanıyor: Thank God, we found him!” Yani “Tanrıya şükürler olsun, onu bulduk”

– Filmde John Deacon’u canlandıran Joseph Mazzello, rolüne nasıl çalıştığını anlatırken “Live Aid konseri Youtube’da 10 milyon izlenmiş herhalde 5 milyonu benimdir” diyor. Mazzello, kendisi adına işin zor kısmının, video kayıtlarında çoğunlukla kameranın Mercruy’ye odaklanması olduğunu söylüyor.

– Live Aid haricinde de birçok video izlediğini söyleyen Mazello, Deacon’ın çok fazla kişide olmayan aksanı üzerinde de özellikle çalıştığını söylüyor. Mazello, Deacon’ın tek başına konuştuğu, konuşmasının bölünmediği videoları özellikle izlemiş. Mazello “Sanıyorum Doğu Midlands aksanını tek konuşan insan” diye tanımlıyor Deacon’ı.

– Brian May’i canlandıran Gwilym Lee, Brian May’in kendisini sette ilk gördüğü anı şöyle anlatıyor: Oldukça sürreal bir andı. Hazırlandığım odanın kapısını çaldı, içeri girdi. Bu beni ilk gördüğü andı. Saçımla, makyajımla tam hazır olduğum bir andı. Beni, karşısında kendisinin gençlik hali olarak görünce öylece bakakaldı. Bu yaklaşık üç dakika sürdü. Sonra saçlarımı incelemeye başladı ve “Aslında burası birazcık daha şöyle olmalı” dedi. Sonuçta karşısındaki kendisiydi ve her detayı biliyordu.

Mazello ve Deacon benzerliği

– Joseph Mazello’ya dönelim. Burası oldukça komik. Mazello, rolü aldığında John Deacon’ın gençlik fotoğrafları için Google’da arama yapıyor ve Deacon’ın kendisine çok benzediğini görünce annesini arayıp şöyle diyor: “Anne, 1983’te tam olarak nerede olduğunu bana açıklar mısın?”  = )

– Joseph Mazello, film çekimleri sırasında babasını beyin timörü sebebiyle kaybediyor. Mayıs ayında babasının ölümüne dair hislerini Facebook’tan uzunca bir yazıyla anlatan Mazello’ya yazısının ardından benzer süreçleri yaşayan yüzlerce kişiden mesajlar gelmiş. Yazıyı buradan okuyabilirsiniz. Mazello, bir söyleşide bu süreçte yanında oldukları için rol arkadaşlarına da özellikle teşekkür ediyor.

– Live aid sahnesinde sahnelerin kesilerek birleştirilmediğini belirtelim. Sahneye başlanan ilk gün tüm sahne çekilmiş, sonra bir hafta boyunca her gün bir şarkıya çalışılmış ve nihayetinde tüm sahne tek seferde çekilmiş.

Şuradan bitirelim;

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir