Nevşin Mengü’den ‘Kürtaj Dede’ yorumu

Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Savaş ve Edebiyat başlıklı bir söyleşi gerçekleştiren Nevşin Mengü, sosyal medyada “Kürtaj Dede” adıyla yayılan videyou da yorumladı

Sarıyer Belediyesi tarafından, bu yıl yedinci kez düzenlenen Sarıyer Edebiyat Günleri’nin üçüncü ve son gününde gazeteci-yazar Nevşin Mengü, “Savaş ve Edebiyat” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. “İnsanın düşünmekten canı yanar mı?” isimli kitabında 2009 yılında genç bir muhabirken gittiği İran izlenimlerini anlatan Mengü, katılımın yoğun olduğu söyleşide, Suriye’deki savaşı konu alan dizilerden gazeteciliğe, ülkenin ekonomik durumundan yaklaşan seçimlere görüşlerini paylaşırken, son günlerde “Kürtej Dede” adıyla sosyal medyada yayılan videoyu da yorumladı.

‘Bu bir mutsuzluk rejimi’

Sarıyer Kireçburnu Haydar Aliyev Parkı’nda gerçekleştirilen söyleşide Mengü, ülkedeki işsizliği ve yaklaşan seçimleri , “Gençler iş bulamıyor. Emekli evinde boş oturuyor, yapacak bir şey yok. Bu rejimin artık insanlara sunduğu hiçbir şey yok. Hiçbirimizin yüzü gülmüyor. Mutlu bir günümüz geçmiyor. Devamlı gerginlik, agresyon, devamlı bir şiddet! Dolayısıyla adını ne koyarsanız koyun bu bir mutsuzluk rejimi. Ne olur 24 Haziran’da bilemiyorum. İnşallah Türkiye için hayırlısı olur diyeyim” sözleriyle yorumladı.

‘HDP istedi mi ittifakta olmayı?’

Söyelişinin devamında gazetecilik adayı bir genç, ailesinin bölümü ile ilgili kaygılarını anlatarak iki soru sordu. İlki “Bir gazeteci olarak ne yapmamı öneriyorsunuz?” idi. İkinci soru ise “HDP’nin Cumhur ittifakı içerisinde olmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu oldu. Nevşin Mengü, bu iki soruya şu sözlerle cevap verdi:

“Herkes, ‘gazetecilik yapılır mı edilir mi aman’ der. Yapılır, edilir, bırakmayacağız. Yılmak yok. Ne olursa olsun. İnsanlar ne ülkelerde, ne koşullarda gazetecilik yapmayı sürdürüyorlar. Biz de işimizi, layıkıyla, en iyi şekilde yapmayı sürdüreceğiz. Kişinin kendine öz faydası için de bunu yapmalıyız. İttifakta HDP’nin olmaması meselesine gelince, öncelikle şunu soruyorum: HDP istedi mi ittifakta olmayı? Konuştuğum HDP Milletvekillerinin çoğu ‘Meral Akşener bize göre faşist, biz aynı yerde durmayız Meral Akşener’le! diyorlardı. Ben HDP’li ya da CHP’li değilim. İçinde olanlara sormak lazım ama bu projede belki de HDP içinde olmak istememiştir. Bir tarafı bu. İkinci tarafı, çok soğuk bir siyasi aritmetik yapsam, örneğin CHP’nin başındaki adam olsam ve desem ki ‘En çok oyu nasıl alırız?’. Şimdi Türkiye’de milliyetçi oy dediğimiz oy yüzde 15 civarında, Kürt oyu dediğimiz oy ise anca yüzde 10. Amacın kazanmaksa ve matematik yaparsan, o zaman milliyetçi oyları almaya çalışmak daha mantıklı gelebilir. Şu an HDP’yi almayabilirsin ittifaka ama bu Kürt siyasetini dışladığın anlamına gelmeyebilir. Recep Tayyip Erdoğan, niye çözüm sürecini bitirdi de MHP ile ittifak yapıyor? Çünkü özünde milliyetçi oy, Kürt oyundan daha fazla. İnsancıl tarafı, etik tarafı ayrı tartışılabilir ama bu soğuk aritmetik böyle. Tabii ki Türkiye’de yaşayan Kürtlerin sorunlarını sonuna kadar konuşmalı, tartışmalıyız ve sonuna kadar Kürt siyaseti, demokratik zeminde sesini duyurabilmeli. Zaten aksi, düşünülemez, aksi demokrasi değil. Ama siyasetin farklı farklı çeşitleri var, farklı yapılabilme yolları var.

‘Akılda Full Metal Jacket gibiler kalır’

Konunun savaş ve edebiyat olduğunu hatırlatan bir katılımcı, “Suriye savaşının edebiyatımıza ne derecede yansıdığını sorması üzerine Nevşin Mengü, “Yansımıyor” diye söze başlayarak şunları söyledi: “En son Nusaybin Günlükleri’ni okudum. Çok çarpıcı bir kitaptı. Suriye Savaşı ile ilgili bir takım garip garip diziler, filmler yapılıyor. Bir acayip! Mesela, Amerika’nın Vietnam Savaşı ile ilgili hangi filmi aklınıza gelir. Bir sürü yapılan abuk subuk, patlamalı çatlamalı aksiyon filmleri var, hiçbiri aklımıza gelmez. Aklımıza Full Metal Jacket gelir! Çünkü sanat bu kadar kuvvetli bir şey. Evet, şu an hakkıyla yazılamıyor, çizilemiyor, filmi yapılamıyor. Kuşkusuz bu iklimden ötürü. Ne yazacaksınız? Ne çizeceksiniz? Bırakın kitabını, tweet’ini atarsan başına iş geliyor. Ama günü gelecek bunun da edebiyatı hakkıyla yapılacaktır. Sanat, böyle bir şey çünkü.”

 

‘Kimse hikaye anlatmasın’

Söyleşinin ilerleyen bir bölümünde bir başka katılımcı, internette yer alan ve bir vatandaşın sokak röportajı sırasında kendisine söz söyleyeyenlere parlamasıyla yayılan videoyu (bkz. laiklik elden gidiyor) ve yaftalama alışkanlığı hakkındaki düşüşüncelerini sordu.

Nevşin Mengü, önce bilmeyenler olabileceğini düşünerek videoda yaşananları tekrar anlattı. Devamında düşüncelerini ise şu sözlerle aktardı: “Aslında Dede, hakikaten ezberletilen şeyleri söylüyor. Yok camiiye ahır yaptılar, yok çivi çaktılar gibi sözler var ya. Arkadaşlar, Atatürk’ün, İsmet İnönü’nün hatası, sevabı falan, peki bunları konuşalım da… Osmanlı’nın Anadolu’ya çaktığı bir çiviyi gösterin, saçımı başımı yolacağım. Osmanlı’nın tek yaptığı şey, İstanbul’da. Götürdüğü hizmet, bir ölçüde Balkanlara.  Osmanlı’nın niye İç Anadolu’da İç Ege’de doğru dürüst bir şeyi görmüyoruz. Osmanlı niye çöktü? Osmanlı, tıkandığı bir noktaya geldi ve başarısız olduğu için çöktü. Bu ülkeyi sıfırdan beğenmediğiniz Atatürkçüler, Kemalistler kurdu. Ama bir alternatif tarih anlatısı geliştirildi. Sanki, Atatürk ve ekibi, Kemalistler hiçbir şey yapmamışlar, yemişler, içmişler, çalımışlar, oynamışlar… Arkadaşlar, böyle ise bu ülke nasıl sıfırdan ayağa kalktı? Bu ülke, Osmanlı zamanında bir fabrika bile yokken, nasıl üreten bir ülke konumuna geldi? Övünüyoruz, dünyanın bilmem kaçıncı ekonomisi olduk diye. İşte, beğenmediğin Cumhuriyet’i kuran kadrolar, sana bu zemini, bu altyapıyı hazırladığı için sen bilmem kaçıncı ekonomi oldun. Son iki yılda yaptığın iki tane köprü ile bilmem kaçıncı ekonomi olunur mu? Maalesef, bu mevcut rejim, alternatif bir tarih anlatısıyla, yalan bir tarihi insanların kafasına işledi. İşte, ‘camiilere ahır yaptılar’. Ne camiilere ahır yapması. Ben TED Ankara Koleji’nde okudum. Türkiye’nin en laikçi okulu. Bize de masa üzerinde namaz kılmak öğretildi. Bize de Kur’an ezberletildi. Neyi anlatıyorsunuz? Öyle bir anlatıyorlar ki, sanki burası Moskova, Sovyetler Birliği gibi. Bu ülke, her zaman İslam’ın kutsandığı, özel bir yere konduğu ve çoğunluğu Müslüman olan bir ülkeydi. Bu ülkede Cumhuruiyet tarihi boyunca hiçbir zaman İslam’a bir saygısızlık yapılmadı. Kimse hikaye anlatmasın. Bu Dede, ne duyduysa onu anlatıyor. Herhalde bütün gün yandaş kanalları izliyor.”

‘Hepimiz bir masanın etrafında toplanacağız’

Nevşin Mengü, söyleşini şu sözlerle sonlandırdı: “Bundan sonra ne yapacağız. Bundan sonra İslamcsı, Kürdü, laikçisi, komünisti, milliyetçisi, bir araya gelip yeni bir Türkiye kurmak zorundayız. Türkiye demokrasisini ayağa kaldırmak, birbirimizi dinlemek, anlamaya çalışmak zorunda olmalıyız. Bunun görüntüsü, şivesi farklı deyip birbirimizi küçümsemeden. Hepimiz bir masanın etrafında oturacağız ve anlaşacağız. Ben A diyeceğim, sen Z diyeceksin, K’da buluşacağız. Demokrasi maalesef böyle bir şey. Türkiye maalesef bunu zor yoldan öğrendi. Bu yaşadığımız 15 korkunç yıl da bize bir ders olsun.”



 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir