Monstress: Hayatta kalmak için öfkene güven!

Image Comics’in yeni serisi Monstress, ortalığı yıkıp geçen bir savaş sonrasında, cadıların kontrolü elinde tuttuğu bir dünyada, kendi içindeki canavarla hayatta kalmaya çalışan Maika’nın hikayesini anlatıyor

Marjorie Liu’nun yazdığı ve Sana Takeda’nın çizimlerini yaptığı Monstress’ın ilk sayısı Image Comics etiketiyle okurlarla buluştu. 72 sayfalık bu ilk sayı ile çizgi roman dünyasına hızlı bir giriş yapan Monstress, şimdiden dikkatleri üzerine çekti. Zaten oldukça başarılı bir çizgisi olan Image Comics de Monstress ile bu çizgiyi sürdürüyor. Daha önce Marvel’le de çalışmaları olan ( X-Men, X-23) Marjorie Liu, bu sefer bizi ucubelerin, cadıların yaşadığı Ortaçağ’a benzeyen bir dünyaya götürüyor. Ancak aslında zaman Ortaçağ değil, 1900’lerin başları. Bu dünyada Arcanic ismi verilen bir tür eski bir ırk yaşamaktadır. Ancak bu ırk, cadıların kontrolünde olan insan merkezli dünya tarafından ucubeler olarak görülmektedir. Cadılar da bu Arcanic’leri yakalamakta, esir etmekte ve onların uzuvlarını yemektedir. Hikayenin kahramanı Maika, bir kolu olmayan bir Arcanic’tir. Ancak içinde kendisinin de henüz keşfetme sürecinde olduğu bir güç taşır. Maika’nın bir tür canavara dönüşeceğini anlamak güç değil. Ve tam da bu noktada hikaye bir hayatta kalma hikayesine de dönüşüyor.

monstress-3

Savaşın hayaletleri

Savaşın yıkıp geçtiği ve parçaları dört bir yana savurduğu bir dünyadayız. Savaşın hayaletlerinin hala yaşadığı bir dünya. En çok da o ucubelerin canının yandığı ve cadıların belki de kontrolü almasını sağlayan bir savaş bu, bilemiyoruz. İlk sayının sonunda Marjorie Liu’nun kaleme aldığı bir ek yazı bulunuyor. Bu yazıda Liu, büyükannesinden savaşa dair çokça hikaye dinlediğini ve onların hayatta kalma hikayelerine hayranlık duyduğunu anlatıyor. Sonrasında Liu, öfkeli bir kız hayal ediyor. Her şeyin ortasında hayatta kalmaya çalışan öfkeli bir kız. İşte o kız Maika! Kendi içinde bir canavar taşıyan, o canavarın acısıyla yaşayan ama aynı zamanda o canavar sayesinde hayatta kalan Maika! Liu, Comic-Con’da yaptığı açıklamada Maika için, “O, dehşet verici bir savaşın ardından hayatta kalan bir kişi. İnsanlıktan çıkma noktasında, kırılmış bir kişi” diye bahsediyor. Yarı Çinli (Yarı Amerikalı) olan Liu’nun büyükanesinin savaş anıları 2. Dünya Savaşı’na dayanıyor. Büyükannesi daha 14 yaşındayen Japonların elinden kaçmış. Dolayısıyla Maika ile Liu’nun büyükannesini özdeşleştirmek de bir hayli mümkün.

monstress-kippa

 

Tilki kuyruklu Kippa

Liu’nun hikayesini resimleyen Takeda için de ayrı bir parantez açmak lazım. Takeda, hikayenin her noktasında o anın hissiyatını çok iyi bir şekilde resmediyor. Cadıların cemiyet benzeri mekanlarını keskin çizgiler ve açılar kullanırarak anlatırken, Arcanic’leri kent dışındaki kırsallarda daha pastoral bir şekilde betimliyor. Kahverengi tonların hakim olduğu ana çizgisini de hiç bozmadan yapıyor bunu. Çizgilerde biraz steampunk havası olduğunu da söyleyebiliriz. Karakter tasarımlarında da özellikle tilki kuyruklu kız Kippa’yı çok sevdiğimi söyleyebilirim. Kippa, çekindiği, korku duyduğu anlarda kendi kuyruğunu kucaklayarak geziyor. Maika’nın bu küçük yoldaşı bana Ergo Proxy’nin Pino’sunu hatırlatıyor. Bir de konuşan bir kedimiz var. O da ilk hikayenin kapanışını yapıyor. İlk sayısıyla bizi oldukça heyecanlandıran Monstress, süper kahraman çizgi romanları dışında çizgi roman arayanlar için iyi bir seçenek. Daha yeni başlayan bu seri, ilk sayısıyla, yeni sayıları çıktıkça heyecan duymanızı sağlayacak kadar da sıkı bir giriş yapıyor.

 

monstress-kapak