Hızlı Komedi: O geçen motosikletçinin sesi!

Fantastik bir dünya içinde mizahi bir dille yol alan Hızlı Komedi, motosiklet ekipmanı içindeki insanın kim olduğunu anlatmaya, onların seslerini duyurmaya çalışıyor

Dün (23 Mayıs) itibariyle, Youtube’da yayınlanan yeni bir dizi hayatımıza girdi. Motosikletçilerin dünyasını mizahi ve fantastik bir dille aktaran Hızlı Komedi, sektörden isimleri de bünyesinde tutuyor. Senarist ve proje sorumlusu Kübra Ağaoğlu, Altın Elbiseli Adam olarak tanınan Barkın Bayoğlu’nun yanında, bu işin fırınında yetişmiş. Motosiklet dünyasının önemli Vlogger’ı Motorcu Muhabbeti, kendisini oynadığı dizide 350 yaşında bir hayali fikir/insan olarak karşımıza çıkıyor. Bir başka motovlogger Kerem A Hero da (Kerem Alan) dizide oyuncu olarak karşımızda. Başroldeki Aytek rolünde ise Barış Çağlar var. Dolayısıyla oldukça donanımlı (ve ekipmanlı) bir ekip ile karşı karşıyayız. Kübra Ağaoğlu, diziyi 13’er bölümden üç sezon olarak tasarlamış. Aksamalar olabileceğini ama dizinin iptal olmayacağını söylüyor. Kendisiyle gerçekleştirdiğimiz röportajdan bizim çıkardığımız en önemli nokta, bu dizinin izleyicileriyle konuşmak isteyen, onlarla birlikte yürümek isteyen bir dizi olması. Kaldı ki seanryosu bile interaktif olarak izleyicilerin önerileriyle, fikirleriyle değişebiliyor. Dizi bir yanıyla motosiklet ekipmanı içindeki insanın kim olduğunu anlatmaya, onların seslerini duyurmaya çalışırken, bir yandan da bir gencin motosiklet aracılığıyla yaşabileceği dönüşümleri ve varoluş çabasını aktarmaya çalışıyor. Biz de Kahveli Okur olarak bu değerli çabanın mimarı Kübra Ağaoğlu’na sorularımızı yönelttik. Yol aldıkça çoğalmasını, farklılıkları dahil ederek kalabalıklaşmasını dilediğimiz dizi hakkında bakalım Ağaoğlu neler söylemiş….

Ortada bir eksik, ihtiyaç vardı

Hızlı Komedi bir fikir olarak nasıl ortaya çıktı?

Motosiklet / Motorcu dünyası kötü bir dönemde. Özellikle son zamanlarda vergilerin çok fazla artması, motosiklet fiyatlarının tavan yapması, dünyanın en pahalı yakıtını kullanıyor olmamız ve halihazırda zaten televizyonda yer edinemeyişimiz…Bunun yanı sıra sosyal medyada da yer edinmenin artık kötü bir yerlere gittiğini görüyorum. Benim bundan önce bir Altın Elbiseli Adam (Barkın Bayoğlu) geçmişim var. Altın Elbiseli Adam’ın yanında motosiklet nedir ve nasıl sunulmalıdır, bunu öğrendim. Sosyal medyada bir ihtiyaç, eksik vardı ve ortada bir senarist vardı. Bu iki şeyi nasıl birleştiririm? Genç bir senaristsin ama arkanda büyük bir yapımcı yoksa televizyona bir şey sunamıyorsun. Dolayısıyla Youtube’dan kanal açıp, kendi yayınını yapmak zorundasın. Bu üç argümanı birleştirince, bir motosiklet dizisi senarosu yazmaya karar verdim. Türkiye’nin ilk motosiklet dizisi olacağı için beni önce bir heyecanlandırdı. Benim dilim diye bir şey söylemem için belki çok erken ama yine de cümleyi şöyle kuralım: Benim dilim, uçarak, kaçarak, bir şeyleri fantastik yollarla anlatmak ve komedi üzrine yazmaktan oluşuyor. Buradan yola çıkarak bir karakter oluşturdum. Motosikleti hiç bilmeyen birisi fakat motosiklete ihtiyacı var. Çünkü motosiklet ona güzellikleri getirecek. Nasıl tanışıyor motosikletle? Sektörde içerik üreten gerçek bir isimle, bir fenomenle, Motorcu Muhabbeti ile tanışarak. Motosiklet dünyasında tanınan, sevilen, Türkiye’nin ilk motosiklet vlogger’ı. Bu adamla tanışıyor ve profosyonel motorcu olma yolunda ilerliyor. Gülerek, kahkaha atarak, biraz motosikletleri konuşturarak, kaskları uçurarak, üst akıllar, alt akıllar, 350 yaşında karakterlerle ütopik bir şey yarattım. Başta beş bölümlük bir mini dizi olarak tasarlamıştım. Beşinci bölüme yaklaştıkça anlatacak çok fazla şey olduğunu fark ettim. Ve dedim ki ortada bir dizi var, neden başka şeyler de anlatmayalım. Bu dizi biraz daha varoş komedisi. Evinde sobayla ısınan adamın da gülebileceği bir komedi yapmak istiyorum. Beyaz yakalı komedi furyasından çıkmak istedim.

Motorcu Muhabbeti: Bir insan ya da bir fikir!

Senin motosikletle tanışman nasıl oldu? Dizideki hikaye ile paralellik var mı?

Tam da dizidekine paralel bir şekilde oldu. Ben de Motorcu Muhabbeti ile tanıştım. Oturuyorum, Youtube’dan bir şeyler izliyorum ve karşımda motosikleti anlatan bazı insanlar var. Motorcu Muhabbeti, üzerinde ekipmanı, kafasında kaskı ile görünen bir adam. Sosyal medyada onu gerçekten gören kimse yok, ismini kimse bilmiyor. Toplantılara maske ile giden bir insan. Halihazırda fantastik bir karakter. Dolayısıla izlerken “bunun içinde bir beden yok, bu aslında bir fikir” dedim. Belki de 350 yaşında bir üst akıl! İşi yazmak olan biri olarak bu gözle bakarak izliyorsun. Dizideki ana karakterin tanışma hikayesi bu noktada paralel ama tabii daha fantastik.

‘Metrobüsten motosiklete geçince her şey değişir’

Senin için motosikletin yeri nedir ve dizide kafandak motosiklet imgesini ne kadar aktarabildin?

Biraz klişe bir cevap olacak ama motosiklet benim için, ilk önce bir hayat tarzıdır. Hayatınızı metrobüsten motosiklete aktardığınız zaman, her şey değişir. Haftasonu Cumartesi günü, akşam sekizde Kadıköy’de yemek yiyorsunuz ama iki saat sonra Blou’da olabilirsiniz! Böyle bir özgürlüğünüz vardır. Trafik sorununuz yoktur, uzaklık sorununuz yoktur. Her şeyiniz değişir. Aşktır. Ben motosikletiyle sohbet eden adam biliyorum mesela. Kızım deriz biz motorlarımıza. Diziye gelirsek, ilk bölümde dağılmış, yerlere yatmış, ağlayan bir karakterimiz var ama bölüm sonunda dans ediyor. O geçiş çok keskin. Motorcu Muhabbeti ile tanışıp iki kademeden geçtikten sonra bölüm sonunda dans ederken görüyoruz. Tanıştığı Motorcu Muhabbeti için motosiklet 300 yıldır süren bir aşk, bir sadakat. Böyle sembolik noktalara anlatıyoruz.

Bir varoluş hikayesi

Motosiklet dünyası dışında dizide neler göreceğiz?

Bir varoluş hikayesi aslında. Hayatı çok kötü bir noktadayken, hayatının değişmesi gerektiğini düşünen bir adamın, karşısına bir şans çıkıyor. Karakterimiz de bu şansı değerlendirmek istiyor. O şansın büyüklüğü ile bazen mücadele edemiyor. Aptalca maceralara giriyor. Bazen o şanstan korkup kaçmak istiyor ama o şansa çok ihtiyacı var ve bununla yeniden var oluyor. Baştan aşağı değişiyor adam. Önceleri çok çekingen, sesi, soluğu çıkmayan bir adamken daha sonra özgüvene sahip oluyor. Hayır demesi gereken noktaları öğreniyor. Bunların hepsi motosiklet etrafında dönüyor. Fakat her şey bir yandan da fantastik bir boyutta ilerliyor. Başka bir Türkiye gibi. İlk bölüm zaten, delirdiğine inanıyor. Sadece başrol için de değil. İlerleyen bölümlerde diğer karakterlerimizin de alt metinlerini sunacağız. Örneğin Firuze karakteri ya da Motorcu Muhabbeti için de bir ayrı varoluş hikayesi var.

Dizinin meseleleri

Motosoikletleri seven, ilgi duyan ama henüz tanışmamış kişi bu dizide ne bulacak? Bilgi bulacak mı mesela? Ya da bir fikir mi bulacak?

Hiç motosiklet kullanmayan adamı bu dizinin karşısına oturtup ona mizahla, espriyle, fantastik bir dünya anlatıp motorcuları tanıtıyoruz aslında. Mizah yoluyla önlemleri de hatırlatıyoruz. Motosiklete biraz ilgisi olan biri, bu dizinin dördüncü, beşinci bölümünde motorunu alır. Onu söyleyeyim. Bizimle de bu konuda irtibata geçenler oluyor. Bir de bu dizi aracılığıyla konuşmak istediğim bir kitle daha var. “Motorcular kötüdür, motosiklet şeytan icadıdır, aralardan geçiyorlar, şöyle yapıyorlar” diyenler. Ekipmanın içindeki adamı tanımayan… Bu yüzden motosikletle tanışmadan önce başlatıyoruz hikayeyi. Bu adamın da hayalleri var, bu adam da bir insan. Ekipman takıyor olmamız bizi ölümsüz kılmıyor ya da robotlaştırmıyor. Bu adam motoruna binip pazara gidiyor belki. Senin gibi, benim gibi. Ya da çocuğunu okuldan almaya giden babalar, çocuğunu motoruyla kreşten almaya giden anneler var. Bunlar da olacak hikayelerimizde. Her fırsatta, diyalogları bunun üzerine inşa etmeye çalıştık, çalışacağız.

A post shared by HızlıKomedi (@hizlikomedi) on

‘Motosiklet havalı olmak için kullanımamalı’

Her motorcu, özgür ruhlu bir insan mıdır? Şahsen bazılarının güç sembolü olarak kullandıklarını düşünüyorum. Sence nasıl bu durum?

Bu bakış yanlış. Hızlı Komedi, motosiklet kullanan, seven insanlar için yapılmış bir dizi ama bizim kendimizi eleştirdiğimiz ilk nokta bu. Dizinin ilk teaser’ında, en hızlı giden, en muhteşem giden adam derken bir ses, sürücü kaskını çıkartıp, “çok soğuktu lan” diyor. Biz insanız demek istiyorsak bunu hatırlatmalıyız. Hızlı Komedi senaristi olarak, motosikletin havalı olmak için kullanılmasına karşıyım. “Giydik iki mont, çok yakışıklı olduk” gibi havalar… Motosiklet, yakışıklı, karizmatik olmak için kullanılmaz. Bunu yaparak aslında kendimiz kaybediyoruz. Motoru ısrarla güç sembolü, ısrarla eril bir araç olarak görerek, kadın sürücüleri, sanki eril bir alanda iş yapıyormuş gibi öve öve gösterdikçe, aslında kendi ayağımıza sıkıyoruz. Motosiklet zor bir iş. Çamurlu, pis bir iş. Pahalı bir iş, malesef. Belirli bir maddiyat planlaması gerektiriyor. Geçen gün sağanak yağmur yağdı. Maltepe’den Kadıköy’e gelirken donumuza kadar ıslandık. Biz, bu zorluklarına rağmen seviyoruz. Hızlı Komedi’nin böyle bir tavrı var. Bizim karakterimiz de “Ben motorcu oldum, şimdi herkes bana tapacak, bayılacak” diyerek yola çıkıp, ağzının payını alarak geri dönüyor.

‘Aksamalar olabilir ama iptal olmayacak’

Dizinin üç sezon senaryosu hazır dedin. Peki sen dizinin geleceğini nerede görüyorsun. Örneğin, daha da uzayacak mı bu hikaye?

Ben bu yolun çok uzun ve meşakatli bir yol olduğunu çekime başladığım ilk gün anladım. Bu iş, benim zannettiğim kadar kolay bir iş değil. Üç sezon yazılmış senaryo var ve her zaman şunu söylüyorum. Ben nefes aldığım sürece, Hızlı Komedi iptal oldu diye bir cümle duyulmayacak. Aksamalar, oflamalar, puflamalar, geç kalmalar olur ama “iptal oldu” olmayacak. Ben, üçüncü zezonu yayınlamazsam, yalnızca birinci sezonu izleyen kişi, hiçbir şey anlamayacak. Yazılan senaryo alt metinli bir senaryo. İnsanların “Haa” diyebilmesi için üçüncü sezonu da görmeleri gerek. Bu yüzden, biraz kendimden ve diziden şüphe etseydim, birinci bölümü bugün yayınlamıyor olurduk. Her hafta bir bölüm şeklinde gidemeyebilir. Ben hastalanabilirim. Motosiklet kullanıyorum, yaralanabilirim. Oyuncular için de bunlar geçerli. Motosiklet dünyasında ne yazık ki, kötü durumlarla da karşılaşılabiliyor. Acil kapılarına pijamayla gitmeye alışkınız. Ne yazık ki, malesef. Bir kere insanız. Türkiye’nin şu anki gittiği durumdan etkilenebiliriz. Üç sezon sürmesini planlıyoruz ama dördüncü sezon olmayacak. Onun da kararını verdim. Uzamayacak, uzarsa da bir anlamı kalmaz.

Bisikletçiler ve motosikletliler

Hem dizide hem normal hayatta, motosikletin, bisiklet ve arabayla arası nasıl? Mesela bisikleti daha naif bir şey olarak mı görüyorsunuz?

Bisikletçileri severiz tabii ki. Benden hızlı giden bisikletli de var. Uçuyor adam. En nihayetinde iki teker. Teknik anlamda aynı şeyin üzerindeyiz. Doğal olarak aynı tehlikelerin de üzerindeyiz. Motorcularda bisikletlilere karşı bir koruma içgüdüsü vardır. Sahilde giderken görür, hemen bir yanaşırız, rahat sürmesi için eskortluk yapma vardır. Bir abi-kardeş durumu da oluyor bazen ama bisiklet motordan daha kolay, daha naif, kırılgan bir şey değil.

Dizide görüyor muyuz bisikletlileri?

Dışlanan her kesim var. Bisikletliler de var, eşcinseller, trans bireyler de var. Arabacılar da var, arabacıların da dışlandığı yerler var. Biz varoşuz, varoşlardan geldik, gideceğimiz yer de en nihayetinde varoşlar. Bu yüzden söyledim. Beyaz yakalı komedisi değil. Evinde soba yakan adam, bu diziyi izleyip gülebilecek.

‘Ben olsam utanırım’

Dizi için sosyal medya ne kadar önemli ve sen sosyal medyanın nereye gideceğini düşünüyorsun?

Üç sezon boyunca dizinin tek platformu sosyal medya. Buna internet platformlarını da dahil ediyorum. Büyük konuşmak olmasın ama herhangi bir televizyona sokmak istemiyorum. Anlatacağım çok şey var. Benim için televizyon eski medya, sosyal medya ise yeni medya. Sıradan bir youtuber, bir vlogger benim için bu döngünün içinde değil. Youtube, Vimeo gibi kanallar üzerinden televizyonculuk etiği içerisinde içerik üreten, birçok kişiye hitap eden kanallardan bahsediyorum. BluTV mesela, genç bir senarist olarak kafamdaki, hedefleyebileceğim en şık yer. Bu dizinin, “motorcular kaldırıma park etti, şöyle kötüler, böyle kötüler” diye haber yapan televizyon kanallarında yer almasını istemiyorum. Büyük konuşmayayım ama vermeyeceğim. Kararım bu. Dolayısıyla sosyal medya, hızlı komedinin her şeyi. Hızlı Komedi de sosyal medyaya bir şeyler katsın istiyorum. Bir çöp olma durumu var. Yanlış kullanma! Elimizde tazyikli su veren bir hortum var. O hortum bizi yönlendiriyor. Biraz o suyu kıssak, bir sakin desek ve kafaları çalıştırmaya başlasak daha iyi şeyler çıkacağına inanıyorum. Sosyal medya aslında gideceği yere geldi. Buna geliyormuş ancak toparlanabilir. Televizyonculuk tarihinde de büyük düşüşler ve çıkışlar var. Kötü dönemler oldu ama atlatıldı. Youtube müthiş bir popüler kültür pompalaması yaptı. Yıktı geçti. Bugün bir Youtuber’a sinema filmi yapacabileceğini söylüyoruz. Bu çok acı bir şey. İletişim fakültelerinden binlerce insan mezun oluyorken, birçok insan sinema üzerine bir birikimle kafa yorarken, bir Youtuber’a sen sinema filmi yapabilirsin demek, çok ayıptır. Bugün bir senaristim, on sene sonra milyar dolarlık bir yapımcı olsam ve böyle bir karar versem, ben utanırım.

‘Üç sezon tek başıma yürüyemem’

Son olarak bu diziyi izleyen, merak eden insanlara ne söylemek istersin?

Bizim anlatacağımız birkaç şey var. Bu uzun ve meşakatli bir yol. Elimizden geldiğince onların seslerini duyurmak istiyoruz. Anlatacağımız şeylerin iyi yerlere gideceğine inancımız sonsuz ancak birçok değişken var. Her sorunda, her aksaklıka yanımızda durmalarını istiyorum. Çünkü, biz senaryomuzda onların yanındayız. Siberzorbalık yapmasınlar. Klavyeye basmadan önce bir defa daha düşünmelerini istiyorum. Biz onlarla konuşmak istiyoruz. Onlar da bizimle iletişime geçsinler. Gerektiğinde şunu düzeltin gibi uyarılarda bulunsunlar ama gitmesinler. Biz onları bırakmama üzerine yola çıkıyoruz. Üç sezon sürecek diyoruz mesela. Ben bu üç sezonda tek başıma yürüyemem. Zaten Hızlı Komedi interaktif bir senaryoya sahip. Senaryoya müdahale eden takipçilerim var. Onlarla tartışıyorum, bazen dediklerini ekliyorum. Nicki 009 mesela, adını bilmem, memleketini bilmem ama fikirleri muazzam. Ekliyoruz mesela. Tabii ki dikkat ediyoruz. Her şeyi katamıyoruz ama motorcu acısı, sevinci her gün değiştiği için senaryoda da değişiklikler olabiliyor.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir