Elektra: Kırmızı başlıklı suikastçi!

Daredevil’in 2. sezonunda karşımıza çıkaracağı Elektra’ya yakından bakınca, sanata, dansa çok düşkün bir kızken, yaşadığı travma sonucunda dövüş sanatlarına yönelerek acımasız bir suikastçiye dönüşen bir anti-kahraman ile karşılaşıyoruz

Marvel’in Netflixle kurduğu dizi ortaklığı adım adım ilerliyor. İlk sezonunda Netflix’in Daredevil ile oldukça başarılı bir iş çıkarmasının ardından gözler, bu ortaklığın devamındaki diğer adımlara yöneldi. Bu yolda önce 20 Kasım’da Jessica Jones ile tanışacağız. Ardından Daredevil’in 2. sezonunu izleyeceğiz, ki o da muhtemelen Nisan 2016’da başlayacak. Sonrasında Luke Cage, Iron Fist ve hepsinin birleşeceği Defenders bizi bekliyor olacak. Daredevil’in 1. sezondaki başarısında bir yanıyla Marvel’in o her zamanki aydınlık, pozitif ruh halinden bambaşka bir kimyaya sahip olmasının da bir payı var. Sürekli dünyayı kurtar, kurtar nereye kadar? Bu kahramanların da bir psikolojisi olması lazım öyle değil mi? Daredevil, hem karanlık atmosferiyle hem de Matt Murdock’ın (Daredevil’in kendisi) kendi iç çatışmalarıyla resmedilişiyle kahramanlık hikayelerini pek sevmeyenler için bile izlenebilir bir dizi.

Üniversite aşkı Yunan kız

Şimdi 1. sezondan bir sahneye dönelim. Matt, ortağı ve can dostu Foggy ile açık hava altında bir yerde, basamaklarda oturarak eski günleri yad ediyor. İşte orada, üniversite yılları hatırlanırken bir kızdan bahsediliyor. “Sen o dersi o Yunan kız için almamış mıydın?” diye soruyor Foggy. Bu kısacık sohbette Yunan kızın ismi geçmiyor ama biz kim olduğunu biliyoruz: Elektra Natchios ya da kısa adıyla Elektra! İşte Matt Murdock’ın bu eski üniversite aşkı, 2. sezonda karşımıza kırmızı başlıklı bir assasin (suikastçi) olarak çıkacak. O halde kendisine yakından bir bakalım. Bunu yaparken de W. Haden Blackman and Michael Del Mundo’nun 2014 başlangıçlı 11 sayılık serisinden faydalanalım.

elektra daredevil

Kırmızı boşuna değil!

Elektra Natchios, Yunan bir diplomatın kızı. Matt ile birlikte hukuk okuduklarını da biliyoruz. Frank Miller tarafından yaratılan Elektra, ilk olarak 1981 tarihli Daredevil #168 ile karşımıza çıkıyor. Çizgi romanlarda önce Black Widow’la sevgili olan Daredevil, daha sonra daha uzun ve çalkantılı bir ilişki süreceği Elektra’ya geçiş yapıyor. Aradaki ilişki biraz karışık. Elektra, babasının suikast kurbanı olmasının ardından Çin’e dövüş sanatları öğrenmeye gidiyor. Öfkesi onu The Hand denilen bir ninja çetesinin elinde acımasız bir suikastçiye çeviriyor. Matt’le yeniden karşılatıkları zaman artık o üniversite aşıkları, Daredevil ve Elektra isimli iki anti-kahramana dönüşmüşlerdir. Düşman, rakip ve sonra yine birlikte ve sonra yine rakip! Evet, Daredevil, dizide şimdiye kadar çok anti-kahraman gibi resmedilmese de (kısmen de edildi aslında) çizgi roman yolculuğunda, karanlık yanları da olan gelgitli bir çizgisi vardır. Kırmızı, her ikisi için de boşuna değil!

Sanat ve öfke

Peki biraz daha derine gidelim ve W. Haden Blackman and Michael Del Mundo’nun serisi üzerinden Elektra’nın kişilik özelliklerine bakmaya çalışalım. Bu seri aslında bunun için tam ideal bir seri. Zira, hikaye daha en başında Elektra’nın aynanın karşısında kendisiyle ve geçmişiyle yüzleşmesiyle başlıyor. 9 yaşında balerin olmayı, 19 yaşında ise ressam olmayı düşleyen, birilerinin kızı, birilerinin aşkı, birilerinin annesi olmaktan özlemle bahseden normal bir insan Elektra, ve ne garip ki başından travmatik bir olay geçince sanata olan ilgisi onu dövüş sanatlarına yöneltiyor!

bloody-lips

Elektra ve Bloody Lips

Blackman’in yazdığı hikaye, Elektra’nın her şeyden uzaklaşmak ve suikastçilikten azade olmak için yapacağı son ve kanlı bir yolculuğu anlatıyor. Elektra’dan Cape Crow isimli eski tüfek bir suikastçinin peşine düşmesi isteniyor. Cape Crow, bir tür eski hayalet gibi. Yaptığı şey ise suikastçilerin sözleşmelerini çalmak ve bu da suikastçilere görev veren cemiyeti kızdırıyor. Ancak Cape Crow o kadar başarılı ki, üzerine gelen herkesi de başından def etmesini beceriyor. Elektra Cape Crow’un peşine düşerken, aynı yolu izleyen bir başka suikastçi ile yolları kesişiyor. İsmi Bloody Lips olan bu suikastçi bir tür yamyam. Kimi yerse onun güçlerini elde ediyor. Bu oldukça iyi resmedilmiş amansız katilin hikayedeki rolü de oldukça enteresan. Zira Bloody Lips, Elektra için sadece bir hasım değil. Aynı zamanda kendisine ayna görevi görecek bir yansıtıcı. Elektra, Bloody Lips’ten ne kadar farklı? Elektra bu hikayede ne kadar kendinden kaçsa da gitgide kendine daha çok dönüşüyor aslında. Bunu yamyamlık metaforlarından takip edebilirsiniz. O zaman anlıyoruz ki bu yolda sonuna kadar gitmeden bir geri dönüş yapması imkansız. İyi ama sonu nereye kadar gidebilir. Bütün suikastçileri mi öldürecek? Okuyalım ve görelim. Bloody Lips haricinde Bullseye ve Lady Bullseye karşımıza çıkacak diğer kötüler. Ayrıca ninja çetesi The Hand, Whiplash, Tiger Shark, Jack O’Lantern ve bir grup sürüngenimsi suikastçi ile de karşılaşacağız. Elektra’nın tüm bu rakiplriyle mücadele edişinde onun dersine iyi çalışmışlığını da göreceğiz. O iyi bir öğrenci!

Del Mundo’nun büyüsü

Bu 11 bölümlü serinin hikayesi için ne çok kötü ne de çok iyi diyebiliriz ama kendisini okuttuğunu söylemek mümkün. Buna karşılık Del Mundo’nun çizimleri ile bu seriyi bir değil üç-dört gömlek yukarı çıkarttığını söylemek mümkün. Nedendir bilinmez, seri, 6. ve 7. bölümlerinde bir başka çizer Alex Sanchez tarafından resmediliyor. Kötü değil ama Del Mundo’nun kattığı büyüden çok uzak. 8. bölümle birlikte yeniden yola Del Mundo ile devam ediyoruz. Geri dönen Del Mundo, karşımıza çok da güzel bir ejderha çıkarıyor. Okudukça, kareleri izledikçe bu adam başka hangi çizgi romanları resimlemiştir diye sormadan edemiyoruz.

elektra-dragon